CEZAEVLERİNDE TUTUKLULAR BİR BİR ÖLÜYOR

Türkiye’de hak ihlalleri bitmek bilmiyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi’nin verilerine göre; Türkiye cezaevlerinde 604’i ağır olmak üzere 1605 hasta tutuklu bulunuyor. Salgından önce bile tedaviye ulaşmakta zorlanan tutukluların, pandemi ile birlikte tedavi imkânları neredeyse imkânsız hale geldi. Hasta tutuklu ve hükümlü yakınları salgın döneminde cezaevi uygulamalarının artık yaşam hakkını tehdit ettiğini öne sürüyor. İnsan hakları savunucuları ve hukukçular ise “Hasta mahkûmlar serbest bırakılmalı” diyor.

Euronews haber sitesine konuşan İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen yapmış olduğu açıklamada; İnsan Hakları Derneği’ne cezaevinden gelen bir mektupta “Mahpuslara yavaşlatılmış ölüm dayatıyorlar” ifadesinin yer aldığını anlatan Çevirmen, ifadenin üzücü ama gerçeğe uygun olduğu yorumunu yapıyor.

Türkiye’de yaşanan hak ihlalleri ile ilgili güçlü bir çağrı da ABD Kongresindeki 54 Senatörden geldi.54 Senatör ABD başkanı Joe Biden’a yazmış oldukları mektupla Türkiye’de ki insan hakkı ihlallerine karşı harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

Hasta mahkûmların sağlığa erişimi ile alakalı uluslararası ve ulusal düzenlemeleri ele alan Av. Nilay Nayman, cezaevlerindeki tutukluların sağlığa erişim hakkı ile ilgili olarak konunun bir başka boyutuna dikkat çekiyor.

Nayman, “İnsan Hakları Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Bildirgesi, Birleşmiş Milletler Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi gibi pek çok sözleşmede sağlığa erişim hakkı, işkence ve kötü muameleye, yaşama hakkına, tutuklu ve hükümlülerin tedavileri veya tahliyelere ilişkin pek çok düzenleme mevcut. Ulusal Mevzuatta ise anayasada; herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkına sahiptir. Kimse işkence, eziyet ve kötü muameleye tabii tutulamaz diye belirtilmiştir.” diyor. Sağlık hakkına ilişkin ihlalin pek çok hak gaspını da beraberinde getirdiğini vurgulayan Nayman, “Bu durum sadece sağlığa erişim hakkını değil, kötü muamele yasağının ihlalini de doğuruyor. Anayasanın 56. Maddesinde, “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.’’ denilerek işkence ve kötü muamelenin bir istisnasının olmadığını hüküm altına almış durumdadır.” diyor ve yaşanan hak ihlallerinin kabulünün mümkün olmadığını vurguluyor.

Cumhuriyet gazetesinde yer alan bir haberde, İnsan Hakları Derneği verilerine göre; Covid-19 salgını sürerken cezaevlerinde 604’ü ağır olmak üzere Toplam 1605 hasta tutuklu ve hükümlü bulunduğunu dile getiren haberde Cezaevinde kalamaz raporuna rağmen cezaevinde hasta ve risk grubundaki tutuklu ve hükümlü olduğunu belirten insan hakları örgütleri, virüsle birlikte bu tutuklu ve hükümlülerin yaşamlarının ciddi risk altına girdiğini vurguladı.

CHP Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu Cezaevlerinde her an bir kırım olabilir diyerek cezaevleri şartlarının iyileştirilmesi ve hasta haklarının korunarak, hak ihlallerinin önüne geçilmesi gerektiğine dikkat çekti.

           Evrensel internet haber sitesinin hasta tutuklularla ilgili yapmış olduğu haberde; Tutukluların tümünün hasta olma yolunda olduğunu manşetine taşıdı. Evrensel internet haber sitesine konuşan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Coşkun Üsterci; pandemi ile birlikte cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini ve hasta tutukluların karşı karşıya bırakıldığı riskleri değerlendirdi. Hasta tutukların durumunun yıllardır kamuoyunun gündeminde olduğunu belirten Üsterci, salgınla birlikte bu kaygıların daha da arttığını ifade etti. Üsterci, cezaevleri gibi kalabalık ortamların salgın koşullarında yaşlı ve hastalığı olan tutuklular için ciddi risk taşıdığını vurguladı.

İleri haber internet sitesinin hasta tutuklularla ilgili yapmış olduğu haberde HDP Muş milletvekili Şevin Coşkun’un görüşlerine yer verdi. Haberde Şevin Coşkun’un, hasta tutuklu ve hükümlülerin durumunu Meclis gündemine taşıdığını ifade ederek “Tahliye başvuruları reddedilen hasta tutuklu ve hükümlüler en temel yaşamsal haklarından mahrum bırakılmaktadırlar” dedi. Adalet Bakanı Gül’ün yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Coşkun; Türkiye’de uzun süredir cezaevlerindeki hak ihlalleri kamuoyu tarafından bilinirken, hasta hükümlü ve tutukluların durumu yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınıyla birlikte kritik bir hal aldı. AKP-MHP koalisyonu tarafından Meclis’ten geçirilen “infaz düzenlemesi” ile çeteciler serbest bırakılırken, hasta hükümlü ve tutukluların durumu göz ardı edildi’ ’dedi.

HDP Milletvekili ve Meclis insan hakları komisyonu üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu da cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini anlatan açıklamasında; Cezaevlerinde büyük bir insanlık suçu işlendiğini, büyük hak ihlalleri yaşandığını, özellikle 15 Temmuz 2016 da ki darbe tiyatrosundan sonra toplumda kutuplaşmanın artırıldığını, zulmün zirve yaptığını ifade etti. Cezaevlerinde hasta tutukluların büyük dram ve travma yaşadığını söyledi. Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Gümüşhane Ceza İnfaz Kurumunda, tek kişilik hücrede plastik bir sandalye üzerinde Mustafa Kabakçıoğlu’nun hayatını kaybetmesine dair fotoğrafları twitter üzerinden paylaşması ile cezaevlerinde yaşanan ihmal iddialarını yeniden gündeme taşıdı. Hasta mahpusların sağlık durumlarının Adalet Bakanlığı tarafından çözümsüz bırakıldığını söyledi. Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölümünü, “kötülüğün sıradanlığı” olarak tanımlayan Gergerlioğlu, “Oldukça kötü bir sağlık hizmeti alınması, bu hak ihlalleri sonrasında hayatını kaybetme ve görevliler tarafından bu işin üstünün kapatılması hadisesi” diyerek olayın alışılagelmiş bir durum olduğunu ifade ediyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye Direktörü Emma Sinclair Webb: ‘’Türkiye hükümeti suç isnatlarını siyasi amaçlarla kötüye kullanıyor. Terörle mücadele kapsamındaki suçlar, kulağa en ağır suçlar gibi gelebilir; ancak Türkiye hükümeti bu kapsamdaki suç isnatlarını siyasi amaçlarla, kötüye kullanıyor. Çok sayıda insan ya çok uzun süreler tutuklu olarak hapiste tutuluyor ya da şiddet eylemlerine karıştıklarına, şiddet eylemlerini kışkırttıklarına veya yasadışı silahlı gruplara lojistik destek sunduklarına ilişkin hiçbir kanıt olmamasına rağmen, bu tür suçlardan hüküm giyebiliyorlar. Bunların arasında Ahmet Altan gibi gazeteciler, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi siyasetçiler, Osman Kavala gibi insan hakları savunucuları ve Fethullah Gülen Hareketi ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle cezalandırılan, kamu görevinden çıkartılmış binlerce devlet memuru, öğretmen ve diğer meslek mensupları da bulunuyor dedi.

Tr724’ün haber sitesinde yer alan bir haberde, Uluslararası hak örgütleri yapmış oldukları ortak açıklamada ‘’Türkiye’de düzmece davalarla insanlar mağdur ediliyor’ ’dedi. Haberin devamında Uluslararası hak örgütleri, AKP iktidarına ‘‘Cezaevlerini acil olarak boşaltma’’ çağrısında bulunarak, Türkiye’de terörle mücadele yasaları son derece muğlak ve yaygın bir şekilde gazetecilere, muhalif siyasi aktivistlere, avukatlara, insan hakları savunucularına ve muhalif görüşlerini ifade eden diğer kişilere karşı açılan düzmece davalarla istismar edilmekte. Gözlemlediğimiz çok sayıda davada belgelendirdiğimiz üzere, pek çok kişi sadece muhalif görüş açıkladığı için ve hakkında şiddete başvurduğuna, şiddete tahrik ettiğine ya da yasadışı örgütlere yardım ettiğine dair hiçbir kanıt olmaksızın uzun süre tutuklu kalıyor ya da terör suçlamalarıyla mahkum ediliyor’’ dedi

Hollanda Devlet Televizyonu NOS, başta Silivri olmak üzere Türkiye’deki hapishanelerde koronavirüs tehlikesinin her geçen gün arttığını duyurdu. NOS TV Türkiye Muhabiri Mitra Nazar imzalı haberde, Silivri cezaevinin Avrupa’nın en büyük ceza infaz kurumu olduğuna dikkat çekilerek, 11 bin kişilik  kapasitede olan cezaevinde bu sayının iki katından fazla mahkûmun kaldığı belirtildi. Muhabir Mitra Nazar, haberinde 2016’daki darbe girişimi sonrasında yüzbinlerce insanın gözaltına alınıp tutuklandığını söyledi. Nazar, ’’Özellikle Kürt ve Gülen hareketine mensup yüzbinlerce insanlar demir parmaklıklar arkasına atıldı. Yüz binlerce mahkûm hala 2016 yılından bu güne değin tutuklu. O zamandan beri hapishanelerde ki mahkûm sayısı önemli ölçüde arttı. Türkiye’de toplam 300 bin kişi gözaltına alındı’’ dedi.

Türkiye’de 15 Temmuz 2016 dan sonra tamamen siyasi gerekçelerle işlerine son verilen eğitimciler, akademisyenler, hukukçular, sağlıkçılar, Silahlı kuvvetler personelleri, Emniyet teşkilatı çalışanları, iş adamaları, bürokratlar ve toplumun daha birçok kesiminden masum insanların mağdur edilmesine ve görevinden ihraç edilen bir öğretmen dostunun kanserden vefat etmesi üzerine İYİ parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Grup Başkan Vekili Yavuz AĞIRALİOĞLU mecliste yapmış olduğu açıklama ve çağrıda AKP İktidarının hukuksuzluklarına şu ifadelerle tepki gösterdi; ’Aklınızı başınıza alın. Allah’ın huzuruna insanlara attığınız iftiralarla çıkmayın. Devlet dediğiniz cihaz gadre uğramış insanların görevlerine tevdi edilmeleri sürecini organize etmek zorundadır. Bu süreç içerisinde devleti bu kadar merhametsiz görmekten bıktık, artık yeter. Devlet dediğiniz cihaz adaleti çalıştıracak şakır şakır. Hakkı yenenin hakkını kendisine iade edecek, yeter artık. Kanserden vefat eden KHK’lı İlhami Keleş gibi binlerce mazlumu ahirette kendimize azap sebebi edeceğiz. AKP hükümetinin bu mağduriyetleri giderme konusunda atacağı her türlü adımı sonuna kadar destekleyeceğiz’’ diyerek yaşanan mazlumiyet, mağduriyet ve mahkûmiyetlere dikkat çekti.

Zafer Kurt

Biz Kimiz?

Broken Chalk Mart 2019 da, Türkiye den gördükleri ve görmeleri muhtemel insan hakları ihlallerinden dolayı yurt dışına çıkıp, gittikleri ülkelerde sığınma talebinde bulunmak zorunda kalan bir grup eğitimci tarafından bir platform olarak kurulmuştur.

Kendileri de çok sıkıntı çeken bu eğitim gönüllüleri, yeni ülkelerinde yeni hayatlarına başlamış ve artık onlar insan hakları ihlalleri olmayan, hukukun üstünlüğüne inanılan ve insana insan olduğu için saygı duyulan ülkelerde yaşamaya başlamışlardır. Fakat hep bir tarafları eksik kalmıştı, geride bıraktıkları için aynı şeyleri söylemek çok mümkün değildi. Akılları, gönülleri hep geride bıraktıklarında idi. Şimdi artık üzerlerine yeni bir vazife almış ve geride bıraktıkları insanların yaşadıkları ve yaşamaya devam ettikleri insan hakları ihlallerini tüm dünyaya duyurulmalı idiler. Bu amaçla bir araya gelen bir grup eğitim gönüllüsü Broken Chalk platformu altında faaliyetlerine başlamış ama bu platform yapmak istedikleri için yetersiz kalmaya başlamıştı. Bu faaliyetleri daha güçlü ve etkili yapabilme adına Ekim 2020 de bir insan hakları derneği olarak resmi kuruluşlarını tamamladılar.

Aslında bizim neden bu yola çıktığımızın kısa özeti şu cümleler ile ifade edilebilir.

Türkiye’de yaşanan hak ihlallerini etkili bir şekilde duyurabilmek. Ve tüm insanlığı günümüz Türkiye’sinde olanlardan haberdar edebilmek. Türkiye’deki mevcut hükümetin Türk anayasasını hiçe sayarak kendi yazılı kanunlarını ihlal ettiğini. Günümüz Türkiye’sinde herkesin kanunlar önünde eşit olmadığını, masumiyet karinesinin ve suçun şahsiliğinin hiçe sayıldığını, suçları ispatlanana kadar insanların masum kabul edilmediğini, yapıldığı zaman suç kabul edilmeyen bir hareketin daha sonradan suç kabul edildiğini elimizden geldiği kadar tüm dünyaya duyurmaya istemek.  Olabilecek en kısa zamanda bunların son bulmasını ve güzel ülkemiz Türkiye’nin yeniden bir hukuk devleti olabilmesi adına çalışmak arzusu. Broken Chalk olarak bebekli annelerin hapse atılmadı, insanların hücrelerinde ölü bulunmadığı, yasal bir derneğe üye olmanın yada siyasi bir partiyi desteklemenin, ihtiyaç halindeki insanlara yardım etmenin suç sayılmadı bir Türkiye hayal etmek.

Broken Chalk artık bir platformdan çok daha fazlası idi, bizlerde bu çerçevede vizyonumuzu ve misyonumuzu yeniledik. Tüm dünyada eğitim alanında yaşanan hak ihlalleri artık bizim birinci gündem maddemiz olacaktı. Bugün gelinen noktada Broken Chalk tüm dünyadan ve her meslek grubundan ve eğitim alanındaki hak ihlallerine karşı ben de varım diyen/diyebilen tüm bireylere kapısını açtı. Gelin birlikte nesillerimizin yetiştiği, geleceğimizin ve insanlığımızın şekillendiği eğitim alanındaki insan hakları ihlallerini sonlandıralım. Covid-19 şu günlerde tüm dünyanın gündemini meşgul etmekte ama

Dünyada her yıl ortalama 297,000 çocuk temiz suya ulaşamadığı için ölmekte.[1]  Pandemi döneminde eğitimin devam edebilmesi için en temel ihtiyaç internet, fakat bu hususta tüm dünya milletleri sınıfta kalmış durumda. Tüm dünya 3-17 yaş okul çağı çocuklarının üç te ikisi yâda diğer bir ifade ile 1.3 milyarının evinde internet yok.[2]

Eğitimi bu denli önemli kılan özellik, toplumdaki kötülükleri ortadan kaldırmamıza ve iyi düşünceler ortaya koymamıza yardımcı olmasıdır. Dünyanın farklı yerlerinde eğitim risk altında ve bizler tüm paydaşların ve kamuoyunun dikkatini bu yöne çekmek istiyoruz. Bu riskler okullara saldırılar yapılmasından, okulların bombalanmasından, öğrenci ve öğretmenlerin öldürülmesine kadar uzanıyor. Silahlı grupların kışkırttığı tecavüz ve cinsel şiddet, keyfi tutuklamalar ve zorla askere alma da meydana geliyor. Eğitime yönelik saldırılar öğrencilere ve öğretmenlere zarar verir, ancak aynı zamanda hem kısa hem de uzun vadede toplulukları etkiler.

Bunlardan Sadece birkaç örnek verecek olursak;

  • Nijerya: Kuzeydoğu ‘da dokuz yılda 611 öğretmen öldürüldü, 910 okul yıkıldı.[3]
  • Son beş yılda eğitime yönelik saldırılarda 22.000’den fazla öğrenci ve öğretmen yaralandı veya öldürüldü.[4]
  • Amerika: 2009’dan bu yana, ABD’deki okulların en az 177’si silahlı saldırıya uğradı.[5] Saldırganlar 110 öğrenci ve öğretmeni öldürdü, 246 kişi ise yaralandı.[6]
  • Mevcut verilere göre 2015 ve 2019 yılları arasında 93 ülkede eğitime yönelik en az bir saldırı yaşandı, bu sayı 2013-2017 raporlama dönemine göre 19 ülke daha fazla.[7]
  • Yine bir diğer örnek; Yemen ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti. Her ülkedeki okullara 1.500 saldırı düzenlendi ve bu ülkelerde eğitim özellikle ağır etkilendi. Afganistan, Filistin ve Suriye’nin tümü eğitime yönelik 500 saldırıya uğradı.[8]
  • Ukrayna: 2014’ün başlarında çatışmanın başlamasından bu yana, çatışmaların bir sonucu olarak temas hattının her iki tarafındaki 750’den fazla eğitim tesisi hasar gördü veya yok edildi.[9]
  • Türkiye’de: Eğitim Sendikası’nın (Eğitim-Sen) verilerine göre hükümet 41.005 eğitimciyi işten attı.[10] Ayrıca 56.000’den fazla öğrencinin yükseköğretime kayıtlı olduğu 16 özel üniversite kapatıldı. Öğrencilerin eğitim hakkı ihlal edildi. Bu kurumlarda çalışan 2.465’i akademisyen olmak üzere 5.342 kişi işini kaybetti.[11]

Çocuklar ve gençler, yaratıcı istatistikleri ve kaçamak sözcük dağarcığı ile verilen sözleri gerçeğe dönüştürmedeki başarısızlıklarını gizleyen küresel bürokrasilerin sessiz kurbanlarıdır.

24 Ocak Dünya Eğitim Günüdeki seminerimz Learning Planet ortaklı ile gerçekleştirildi. Bu çerçevede gelecek yıl bu günü bir Eğitim Festivali olarak daha çok program, aktivite ve etkinlikler ile zenginleştirmek yeni amaçlarımızdan birisi.

Egitim alanındaki insan hakları ihlallerini dur demek isteyen tüm bireyleri Broken Chalk gönüllüsü olamya davet ediyoruz.

 

Saygılarımla

Ramazan İnce

Eş-Kurucu Başkan

Broken Chalk

 

 

[1] https://www.who.int/news/item/18-06-2019-1-in-3-people-globally-do-not-have-access-to-safe-drinking-water-unicef-who

[2] https://www.unicef.org/press-releases/two-thirds-worlds-school-age-children-have-no-internet-access-home-new-unicef-itu

[3] https://allafrica.com/stories/202009090067.html

[4] https://www.telegraph.co.uk/global-health/science-and-disease/22000-students-teachers-harmed-killed-attacks-education-last/

[5] https://storymaps.arcgis.com/stories/3dbf6b680fc84036a3503159a96d50f2

[6] https://edition.cnn.com/interactive/2019/07/us/ten-years-of-school-shootings-trnd/

[7] https://www.telegraph.co.uk/global-health/science-and-disease/22000-students-teachers-harmed-killed-attacks-education-last/

[8] https://www.telegraph.co.uk/global-health/science-and-disease/22000-students-teachers-harmed-killed-attacks-education-last/

[9] https://www.unicef.org/press-releases/attacks-schools-quadruple-conflict-hit-eastern-ukraine-unicef

[10] https://stockholmcf.org/turkish-teacher-not-assigned-over-his-alleged-links-to-gulen-movement-killed-in-workplace-accident/

[11] https://stockholmcf.org/turkey-celebrates-teachers-day-as-tens-of-thousands-of-dismissed-teachers-jobless-or-in-prisons/

Yunanistan’daki bir mülteci kampında insan hakları ihlalleri

Yaşanan ağır kış koşullarına rağmen kalınan binalarda ısıtma sisteminin çalışmadığı, ve insanların özellikle de çocukların ve ebeveynlerin donma tehlikesiyle karşı karşıya kaldıkları ortaya çıktı. Tim bu yaşanan olumsuzluklara rağmen  herhangi bir önlem alınmaması, mültecilerin barınma, beslenme ve sağlık gibi en temel ihtiyaçlarının yeterince karşılanması  insan hakları savunucularının tepkisini çekti.

Birleşmiş Milletlerin ilgili antlaşma ve yönetmeliğine göre güvenli ülkelere politik veya farklı sebepler ile iltica başvurusunda bulunan bireylerin temel hak ve özgürlükleri Birleşmiş Milletler tarafından güvence altına alınmaktadır. Ağır kış şartlarında barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçların karşılanmaması ve yetersiz kalması mültecilerin sağlık durumunu tehlikeye atıyor. Seslerini sosyal medyadan duyurmaya çalışan mülteciler attıkları mesajlarla tehlikeyi gözler önüne serdiği halen önden alınmamış olması insan hakları savunucuları tarafından kaygı verici karşılanıyor.

Avusturyalı insan hakları savunucusu Cristoph Riedl, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla skandalı duyurdu. Çocukların ve ebeveynlerin donma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirten Riedl, ılık bir çaya bile erişme imkanının bulunmadığını ve sağlık imkanlarına ulaşmanın da olanaksız hale geldiğini, amatör kamera çekimleri ile beraber Twitter hesabından paylaştı.

Daha önce de Yunanistan’ın çeşitli bölgelerinde bulunan mülteci kamplarında benzer problemler yaşanmış ve aynı konulara insan hakları savunucuları tepki göstermişti. Bunun yanında özellikle 2020 yılında yaşanan illegal Deport hadiseleri de aynı şekilde tepkilere yol açmıştı. Yaşanan illegal deport hadiseleri neticesinde 80 den fazla Politik sığınmacı Türkiye sınırında ‘’push-back’’e maruz kalmış ve birçoğu ağır insan hakları ihlalleri ve işkenceler ile gündeme gelen Türkiye hapishanelerinde mahkum ellemeleriyle sonuçlanmıştı. Yaşanan bu olaylar neticesinde bazı bireylerden halen haber alınamadığı ve Meriç nehrinde boğulmuş olma ihtimallerinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştı.

Yunanistan’ın özellikle Türkiye sınırına yakın bölgelerinde bulunan bazı Güvenlik güçleri mensuplarının yapmış oldukları haksız ve hukuksuz muameleler insan hakları savunucularının tepkisine yol açmıştı. Tüm bu insan hakları ihlalleri tartışılırken Midilli adasın’da yaşanan bu problem ayrıca dikkatleri Yunanistan’da bulunan iltica merkezlerinin ve yetkililerin üzerine çekmiş durumda. İnsan hakları savunucuları ve ilgili sivil toplum kuruluşları yaşanan mağduriyetlerin bir an önce giderilmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını, mültecilerin temel haklarının yetkililer tarafından karşılanmasını talep ediliyor.

Broken Chalk

Eğitimi COVID-19 Kuşağı İçin Kurtarabilme ve Canlandırma

  COVID-19 Jenerasyonu için Eğitim Kurtarılması ve Canlandırılması

Uluslararası Eğitim Günü (24 Ocak 2021)  COVID-19 jenerasyonu için eğitimi canlandırma ve kurtarma teması ile. 24 Ocak 2021 Saat: 19:00 – 21:00 (CET)

Eğitimde kalite ve herkes için yaşam boyu eğitim mümkün olmadan, dünyadaki zorlukları ele almayı başaramayacağız. Bu yatırım, koordinasyon ve çok yönlükük gerektirir: Ön saflarda yer alan, geleceğin aktörleri ve vatandaşları olacak olan öğretmenler ve gençler ile neyi nasıl öğrendiğimizi tekrar düşünmeliyiz. – Audrey Azoulay, UNESCO Genel Direktörü

 

Zoom Kayıt Linki: https://us02web.zoom.us/meeting/register/tZcpduqorj0vEtyvq02-7AuofJM2gdsGKKIA

Youtube Linki: https://youtu.be/Pc4-8C4Dv9I

Konuşmacılar:

İngilizce Fahri profesörü, 60 yıllık eğitim ve Gülen’in Eğitim Üzerine Diyaloğu tecrübesiyle: Bir Fikirler Kervansarayı’nın yazarı. 1986’da “Thomas Jefferson of Turkey [TURKIYE’ NIN THOMAS JEFFERSON’I.] ”Turing [İSTANBUL] ED. YAYIN MUDURU [İSTANBUL]: TURKIYE TURING VE OTOMOBIL KURUMU, 1986, SAYI 75/354, 1986, s, 101-113 yazarı. Çelik Gülersoy hakkında ve Osmanlı Mimarisinin Bolu’dan Yunanistan sınırına restorasyonu ile ilgili Türkçe bir makale yazarı. 2010-2015 yılları arasında Gage, ABD Kongresinde ortaokul yazarlarına verilen ödüller ile Houston’daki Gūlen İnstütüsünde TX için Uluslararası Gençlik Platformu’na başkanlık etti.

 

İşletme, Yönetim ve Organizasyon uzmanı olarak ifa ettiğim akademisyenliğimin yanı sıra Üniversite Genel Sekreterliği yaptı. Ayrıca uzun yıllar Matematik Öğretmenliği ile beraber eğitim yöneticiliği görevlerinde bulundu.

 

 

Eğitim ve kültür profesörü Sosyolog olarak lisans derecesi geçmişiyle “değerler eğitimi” alanında doktora derecesine sahiptir. Öğretilerinde, eğitimlerinde, araştırmalarında ve yayınlarında özellikle pedagoji, değerler ve topluma odaklanmaktadır. Farklı ülkelerde, çok kültürlü toplumlarda öğretmenlik yapmıştır ve denizaşırı deneyimlere sahiptir.

 

Lisans eğitimimi Anadolu Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği’nde yaptı. Yüksek lisansımı Gaziantep Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında tamamladı. Ayrıca iki farklı üniversitede Aile Danışmanlığı Eğitimi aldı. Sonrasında cinsellik, oyun, ilişki terapisi, cinsel istismar, çözüm odaklı danışmanlık, özel eğitim, resim yorumlama, objektif testlerin uygulanması, aile, yaşam ve öğrenci koçluğu konularında eğitim aldı ve bunları hem velilerine hem de öğrencilerine uyguladı. 10 yıl boyunca hem profesyonel hem de yönetici pozisyonlarında bulundu. Şu anda yazılım geliştirme ve yoga uzmanlığı okuyor. Yerel bir gazetede köşe yazarıyı. Ayrıca yetişkinler için “Sevgi ve Merhamet” temalı bir kitap yazıyor ve “çocuklara evrensel değerler getirme” üzerine çocuk hikayeleri yazıyor. Geçtiğimiz aylard uluslararası bir programın ana konuğu olarak uluslararası bir programda “Başarının sırrı” sunumu yaptı.

Tanzanya, Güney Afrika, Türkiye, Mozambik ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki çeşitli sınıflarda lise ve üniversite düzeyinde bilgisayar bilimi üzerine düşündü. Halen Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşıyor ve Lise ve Üniversitede bilgisayar dersleri vermenin yanı sıra Eğitim Teknolojileri Koçluğu yaparak diğer eğitmenlere teknik destek sağlıyor.

 

 

1993 yılından itibaren yurt dışındaki eğitim kurumlarında çalıştı.

 

 

 

Yusuf İncetaş Almanya’da bir Türk göçmen işçi ailesinde doğdu. İlkokula orada başladı ama daha sonra orta ve üniversite eğitimini Türkiye’de tamamladı. Türkiye, Özbekistan, Endonezya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşadı ve çalıştı. ABD ordusunda görev yaptıktan sonra Illinois’de sertifikalı devlet okulu öğretmeni olarak çalıştı, Harvard Üniversitesi’nde ikinci dil olarak İngilizce öğretti ve Monterey, CA’daki Savunma Dili Enstitüsü’nde Türkçe öğretmeni olarak kariyerine devam etti. Halen Yakama Ulusu topraklarında kurulan tek yüksek öğretim kurumu olan Heritage Üniversitesi’nde eğitim doçenti olarak görev yapmaktadır. Doktora derecesi var. Urbana-Champaign’deki Illinois Üniversitesi’nden orta ve sürekli eğitimde. Groot adında bir kedisi var.

 

Linans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde matematik olarak aldı.. Gana, Irak ve Nijerya’da 15 yıl okul müdürü ve öğretmen olarak çalıştı. Hollanda’ya taşındıktan sonra üç farklı BT kursu alıyor ve bugün Fujitsu Hollanda’da Sistem Mühendisi olarak çalışıyor. Hayatını İnsan Hakları İhlallerine karşı savaşmaya adadı.

 

  • Dr. Yunus Karaca
  • Almanya
  • Korona’nın eğitime psiko-sosyolojik etkisi.

Biyoloji eğitimi aldı. Uzun yıllar öğretmen ve proje koordinatörü olarak çalıştı. 2 yıl devlet üniversitesinde 4 yıl da özel bir üniversitede akademisyen olarak çalıştı. NASA ve diğer uluslararası kuruluşlarla projelerimiz var ve patent başvuruları hakkında çalışıyoruz.

 

 

Danışmanlık becerilerini kullanarak ve pozitif psikolojinin yardımıyla güçlü yönlerini geliştirerek, farklı geçmişlere sahip kişilerin kariyer yollarında yeni fırsatlar yaratmalarına yardımcı olma konusunda başarılı oldu.

Muavviz, çevre bilincini teşvik etmeye, çevre dostu yaşamaya ve evrensel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmayı hedeflemeye inanıyor, kendisi bir küresel vatandaş.

Hakan Gök, 1990-1995 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Fizik okudu. Birçok ülkede fizik öğretmeni olarak çalıştı. İngiltere’de Master ve Doktora eğitimini tamamladı. Durham Üniversitesi’nde tamamladığı “Risale-i Nur’da Tanrı’nın Büyüklüğü” konulu doktorası “Ateizm mi Teizm mi: Said Nursi’nin Perspektifi” adlı kitap olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlandı.

Hakan Gök, Türkiye’de Mevlana Üniversitesi’nde üç yıl öğretmenlik yaptı. Şu anda İngiltere’deki Leeds Beckett Üniversitesi’nde çalışıyor.

TÜRKİYE HAPİSHANELERİNDE BİR ÖLÜM DAHA: EDEBİYAT ÖĞRETMENİ SEYFETTİN KURTÇU

2 Yıl Önce Tutuklanmış Ve Matematik Öğretmeni Oğlu İle Aynı Koğuşta Kalıyordu.

Gülen hareketine yönelik soruşturmalar sebebiyle 20 Haziran 2019’da tutuklanan Seyfettin Kurtçu, sendika üyesi olmak, Bylock yazıışma uygulamasını kullanmak gibi çeşitli gerekçelerle ‘Terör’ suçlamasıyla yargılanmış ve 9 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Ardından oğlu Enes Kurtçu ile aynı cezaevinde ve aynı koğuşta  kalmaya başlayan Seyfettin Kurtçu, 25 aralık 2020 sabahı fenalaşarak yatağında hayatını kaybetti.

Bir Saat Revirin Gelmesini Beklediler.

Aynı koğuşta kalan oğlu Enes Kurtçunun gözleri önünde hayatını kaybeden Seyfettin Kurtçu, sabaha karşı göğüs ağrısı şikayetiyle fenalaştı, koğuştakilerin haber vermesiyle, 1 saat boyunca revirin gelmesi beklendi fakat bu sırada yatağında çaresiz bir şekilde yaşama gözlerini yumdu. Yaşan bu acı hadise ihmal şüphesini akıllara getirdi.

Acılı Oğlu Enes Kurtçu’ya Cenaze İzni İçin Cevap Verilmedi

Babası gibi eğitimci olan, yaklaşık 4 yıldır tutuklu bulunan ve babasını gözleri öninde kaybeden Enes Kurtçu’ya  Cenazeye katılmak için yaptığı başvuruya savcılık tarafından herhangi bir cevap verilmedi.

26 Aralık günü Tarsus’da kılınan cenaze namazının ardından topraüa verilen Kurtçu’nun ailesi Yıllardır aile olarak yaşadıkları hukuksuz sürecin ardından yaşanan bu hadise ile derin bir üzüntü yaşıyor.

Birçok anlamsız delil ‘Terör’ suçunun kanıtı sayılıyor.

Özellikle son 5 yılda Siyasi irade ‘sendika üyesi olmak, banka hesabı açtırmak’ gibi birçok geçersiz delillerle 10 binlerce eğitimcinin mesleğinden ihraç etti. Ardından  bu eğitimcilerin birçoğu hakkında adli soruturma başlatılarak siyasi iradenin baskısıyla bağımsızlığını kaybetmiş olan yargı makamlarınca zikredilen ve ‘delil’niteliği taşımayan suçlamalarla binlercesi ‘Terörist’ suçlamasıyla hapis cezasına çarptırıldı.

Türkiye’nin değişik yerlerindeki cezaevlerinde 7 kişilik koğuşlarda 30-40 kişi kalacak şekilde oldukça  olumsuz  şartlarda işlemedikleri suçların cezalarını çekmaya makum ediliyorlar.

Gülen hareketini hedef alan soruşturmalar kapsamında gözaltında, cezaevlerinde birçok öğretmen veya öğrenci  hayatını kaybetti. Yaşanan bu ağır bilanço Türkiye’nin insan hakları karnesini yansıtmaktadır.

Brokenchalk

HOLLANDA’DA ÇOCUK HAKLARI

Bu makale Children’s Rights in The Netherlands raporonun kısa bir özetidir.

 

Raporlama öncesinde sorunların listesi (LOIPR), Hollanda STK Çocuk Hakları Koalisyonu tarafından Hollanda sivil toplum kuruluşları (STK’lar), gençler ve uzmanlar arasında yapılan geniş kapsamlı istişarenin sonucudur.

80’den fazla STK ve uzman LOIPR’ye katkıda bulundu ve / veya onayladı.

 

KARAYIP HOLLANDASI

 1- BES Adaları Endişe Hususları

UNICEF Hollanda, Devletin ve BES adalarının hükümetlerinin talebi üzerine, 2013’ten beri Karayip Hollandası’nda çocuk haklarına uyum düzeyini değerlendirmek için 2018-2019’da durum analizleri (SitAns) gerçekleştirdi. Aşağıda kaygı verici konular belirtilmiştir,

Yoksulluk politikası için bir ölçüt olarak sosyal asgarinin olmaması ve yoksulluk

Adalardaki birçok çocuğun hala yoksulluk içinde büyüdüğü tahmin ediliyor, bu da yiyecek ve kıyafet gibi temel ihtiyaçlara erişimlerini sınırlayabilir.

– Çocuk bakımı ve okul sonrası tesislere yetersiz erişim

Bonaire’de, 0-4 yaş arası çocukların % 62’sinin çocuk bakımına erişimi var. St. Eustatius’ta bu % 67 ve Saba’da % 80’dir.

Bonaire’de çocukların % 25’i (5-12 yaş arası) okul sonrası bakım programlarına katılırken, St.Eustatius’ta % 50 ve Saba’da % 80. Hükümet, Karayip Hollandasında 0-12 yaş arası çocuklar için yüksek kaliteli, güvenli ve uygun fiyatlı çocuk bakımı ve okul sonrası bakım olanakları sağlamak için “BES (t) 4 çocuk” programını yürütmektedir.

– Çocuğa kötü muamele ve bedensel cezayı yasaklayan mevzuatın eksikliği

BES adalarında bedensel cezayı yasaklayan bir mevzuat yoktur.

  • Çocuk Ceza Hukuku

2019’un sonunda, küçüklerin sabıka kaydı almasını önleyen çocuk ceza hukuku yürürlüğe girecek.

 

HOLLANDA

Genel Uygulama

2- Çocuk Hakları hakkında bilgi eksikliği

Gençlerin yalnızca % 34’ü ÇHS’yi bildiklerini söylüyor. Yetişkinler eğitim eksikliğinden dolayı çocuk hakları konusunda hiçbir bilgiye sahip değiller.

3- Genç Bakiminin, Uzmanlık ve Finansman Eksikliği Nedeniyle Dönüşümunun Sağlanamaması

Hükümetin çocukların yetiştirilmesini ve eğitimini desteklemedeki rolüne ilişkin vizyon eksikliğidir.

4- BM Çocuk Hakları Sözleşmesine İlişkin Tereddütler

ÇHS’nin 26, 37, bendi ve 40. maddeleri tarafından konulan çekinceler halen yürürlüktedir. Bu maddeler, çocuğun sosyal güvenlik hakkını, 16 yaş ve üstü çocuklara yetişkin ceza hukukunu uygulama yasağını ve çocuğun adli yardım alma hakkını kapsamaktadır.

5- Asgari Gözleme

Mevcut veri toplama yöntemi, çocukların kayıt grupları, hedeflenen bir politika geliştirmeyi veya politikanın etkinliğini değerlendirmeyi imkansız hale getiriyor.

6- Çocukların Hakları İş ve Ticaret Politikasında Yetersiz Şekilde Garanti Edilmiştir

Şirketlerin üretim zincirlerinde ihlal edilen veya ihlal edilebilecek çok çeşitli çocuk haklarının hükümet tarafından yeterince korunmamaktadır.

 

Genel Prensipler

7- Çocukların ve Gençlerin Politika ve Uygulamada Teminat Edilmeyen Anlamlı Katılımı

Hollanda’da çocukların ve gençlerin katılımı giderek daha fazla ilgi görüyor. Yine de, politika ve uygulamanın tüm yönlerinde çocukların anlamlı katılımı henüz yapısal olarak garanti edilmemiştir.

Çocuk katılımı belediyelerde de parçalanmış durumdadır. Bölgeye, belediye göre ve belediyeler içinde farklılık gösterir.

8- Çocuk Ana Babaların Faaliyetlerine Göre Ceza

Hollanda’da, ÇHS Madde 2.2 uyarınca cezalandırılmaya izin verilmeyen durumlar olduğu halde çocukların ebeveynlerinin faaliyetleri nedeniyle cezalandırıldıkları görülür. Bir örnek, Hollanda’da ikamet statüsüne sahip olmayan ebeveynlerin / ailenin (bir kısmının) yanında çocuğun doğumu

9- Çocukların Cikarina En İyi Hizmet Edecek Göç Kanununun Yetersiz Şekilde Uygulanması

Çocuğun yüksek yararı (BIC) göçmenlik yasasında yeterince yer almamaktadır. Göçmenlik yasasında BIC’yi korumaya yönelik bir yasa teklifi 2016’dan beri beklemede, ancak henüz yeterli siyasi destek almadı.

10- Çocuk Hakları Savunucularının Dış Politikada Yetersiz Korunması

Bazı ülkelerde faaliyetleri nedeniyle tehlike altında olan bu çocukların korunmasına yeterince özen gösterilmemektedir.

11- Beş Yıllık Oturumdan Sonra Hollanda’dan Sınırdışı Edilen Çocuklarda Meydana Gelen  Hasar

Üniversite araştırması (2018), Hollanda’da beş yıldan fazla kalan çocukların sınır dışı edilmesinin gelişimsel zarara yol açtığı sonucuna varmıştır.

 

ÇOCUKLARA YÖNELİK ŞİDDET

12- Çocuklara Kötü Muamele ve Aile içi Şiddet

2017’de 90.000 ila 127.000 çocuk bir tür çocuk istismarına maruz kaldı.

13- Taciz edilen çocuklar Zamanında ve yeterli şekilde Yardım almaz

Bekleme listeleri ve zamanında olmayan ve yardım, sıkı bir belediye bütçesinin, yetkililer arasında yetersiz işbirliğinin veya gerekli – ve bazen daha pahalı olan uzman bakımı sorunlarının bir sonucudur.

14- Çocuk İstismarlarının ve aile içi şiddetin önlenmesi birçok belediyede yok

Çocukların Kamu Denetçiliği, 2014 ve 2017’de bunu rapor etti.

 

Aile Durumları ve Alternatif Bakim

15- Genç bakımı ve diğer alanlarda yetersiz işbirliği ve uyum

Çocuklara yeterli bakımı sunabilmek için, gençlik bakımındaki dönüşümün işlevsel olarak yürütülmesi önemlidir. Bu yeterince başarılı bir şekilde yapılmadı.

16- Gıda sektörü Çocukları Sağlıksız Gıdaların Pazarlamasına Karşı yetersiz bir şekilde korur

Hollandalı çocukların (4-17 yaş) toplam% 11,7’si fazla kilolu ve bunların% 2,7’si obez.

Gıda endüstrisi, şeker, tuz ve yağ bakımından zengin yiyecek ve içeceklerin satışına yönelik pazarlama teknikleri yoluyla çocukların diyetlerini etkilemektedir.

17- Menşe İle İlgili bilgiler Tüm çocuklar için Mevcut değildir.

Sömürü amacıyla çocukların satışı Hollanda’da ceza gerektiren bir suçtur. Ceza Kanununda, evlat edinme amacıyla da olmak üzere, çocukların satışı ile ilgili genel bir yasak yoktur; bu aracıların veya evlat edinme sürecinden para kazanan ebeveynlerin önlenemeyeceği anlamına gelir.

18- çocuklar arasında, ulusal vizyon eksikliği ve belediyelerde çocuklar için (etkili) yoksulluk politikasına eşit olmayan erişim nedeniyle yoksulluk mevcut olmaya devam etmektedir.

Hollanda’da toplam 292.000 çocuk yoksulluk içinde büyüyor, bunlardan 117.000’i uzun vadeli düşük gelirli bir ailede (en az dört yıl üst üste). Son yıllardaki ekonomik büyümeye rağmen, bu sayı neredeyse düşmedi.

Hollanda’da, çocuk bakımı ödeneği hükümleri başvuru karmaşıktır ve erişim zordur. Aileler gelirde (asgari) bir artış olması durumunda geri ödeme yapma riskiyle karşı karşıyadır.

 

Eğitim
19- Eğitim sistemi engelli çocuklar için yetersiz

Kapsayıcı eğitimin gerçekleştirilmesi için somut bir plan eksiktir. Ayrıca, kapsayıcı eğitimin yasal bir tanımı ve amaçları üzerinde henüz çalışılmamıştır.

Çok sayıda çocuk için eğitimde hiç yer yoktur. 2017-2018’de, 5.576’sı fiziksel veya psikolojik gerekçelerle zorunlu eğitimden muaf olmak üzere toplam 14.265 çocuk ‘evde kaldı’ ve 4.515 öğrenci ‘mutlak devamsızlık’ kapsamına girdi.

 20- eğitimde eşit olmayan Fırsatlar ve Ayrışma

Bir ilkokul öğrencisinin ortaokul seçimi söz konusu olduğunda, son sınavlarında eşit puan alan çocuklara yönelik öneriler, yüksek veya düşük eğitimli ebeveynleri olan çocuklar için yapısal olarak farklıdır. Daha düşük eğitimli ebeveynler grubunda, genellikle Batılı olmayan çocuklar vardır. Bu, eşitsizliğe yol açar.

21- öğretmen eksikliği nedeniyle Baskı Altında olan eğitimin kalitesi

İlk ve orta öğretimde performans giderek düşüyor. Artan bir öğretmen açığı var. Bazı okullar, eksiklik nedeniyle dört gün ile bir okul haftası geçiyor. Tam zamanlı Öğretmen açığının 2022’de 4.100, 2027’de 11.000’e çıkması bekleniyor.

Öğretmen eksikliği (esas olarak ilköğretimde), eğitimin sürekliliği ve kalitesi için bir tehdittir.

 

 özel KORUMA önlemleri

 22- çocuklara yönelik siber cinsel taciz artıyor

Çocuklara yönelik cinsel istismar görüntülerinin web sitesinde barındırıldığı ülkeler listesinde Hollanda ilk üç sırada bulunur.

Polise bildirimlerin sayısı 2014’te yaklaşık 3.000’den 2017’de yaklaşık 18.000’e yükseldi.

23- insan ticaretini azaltmak için yetersiz önlemler

Belediyelerin, insan ticareti mağdurlarının bakımı ve faillerle mücadele yetkisi vardır. Bununla birlikte, belediyelerin % 95’inin bunun için özel politikaları yoktur.

24- ceza prosedürünün tüm aşamalarında Kanuni temsilci Yokluğu

Polis tarafından sorgulanan bazı çocukların avukata erişimi yoktur.

25- çocuklar hala sıklıkla polis hücrelerinde bekliyor

Çocuklar hala çok sık ve çok uzun süre polis hücrelerinde tutulmakta, burada yaşlarına ve savunmasızlıklarına neredeyse hiç dikkat edilmemektedir.

26- genç Bakımında Aşırı baskı

Özellikle yatılı gençlik bakım tesislerinde ve akıl sağlığı kurumlarında, çocuğun özgürlüğünü kısıtlayan önlemlerin (oda yerleştirmeleri, izolasyonlar, sınırlı telefon ve internet kullanımı ve oda denetimleri) uygulanmasında artan bir endişe vardır.

27- iltica merkezleri yeteri kadar çocuk dostu değil

Sığınmacı merkezlerindeki Çocuklar Çalışma Grubu’nun ortak araştırması, 7.000 sığınmacı  çocuğun yaşam koşullarına ilişkin aşağıdaki endişeleri ortaya çıkardı.

– Ruh sağlığı hizmetlerine erişim

– Yaşam alanlarının uzun süreli paylaşımı nedeniyle mahremiyetin olmaması, aile ilişkilerini baskı altına almaktadır;

– Sığınmacı merkezlerinde sunulan faaliyetler çocukların ihtiyaçlarını karşılamamaktadır;

28- çocuklar hala Gözaltında

Hollanda hükümeti yabancı çocukların gözaltına alınmasının yalnızca son çare olarak kullanıldığını belirtmesine rağmen, uygulama (bazen) aksini gösteriyor.

29- Refakatsiz Yabancı Uyruklu Çocuklar

Refakatsiz Yabancı Uyruklu Çocuklar (UMFN’ler) için özel ikamet izninin (AMV-vergunning), onların durumlarında daha hızlı netlik sağlamak amacıyla, 2013 yılında kaldırılması durumu iyileştirmedi.

30- refakatsiz yabancıların daha fazla Ortadan kaybolması

Kaybolan Refakatsiz Yabancı Uyruklu Yabancıların (UMFN’ler) sayısı her yıl artıyor. 2017’de 360 kişi kayboldu.

Günlük gazete ‘NRC’, son 4,5 yılda 1.600’den fazla sığınmacı çocuğun kabul yerlerinden kaçtığını bildirdi.

 

BrokenChalk

BİR İNSANLIK AYIBI VE İNSAN HAKKI İHLALİ: ÇIPLAK ARAMA

Geçtiğimiz günlerde HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Uşak Emniyet Müdürlüğü’nde 30 üniversite öğrencisi bayana çıplak arama yapıldığı iddiasını gündeme taşımasıyla, yaşanan bu hak ihlali ve işkenceye toplumun her kesiminden tepkiler yağdı.

Her fırsata yapmış olduğu açıklama ve kampanyalarla mazlum ve mağdurların yanında yer alarak onların sesi, soluğu olmaya çalışan Gergerlioğlu bu defada Uşak Emniyet Müdürlüğü’nde yaşanan insan hakkı ihlalini hem Türkiye hem de dünya kamuoyuna şu sözleriyle duyurdu:’’ Çıplak arama bir hak ihlalidir. Çıplak arama sorumluları için suç duyurusunda bulunacağım. Bu suç ortadan kalkana kadar mücadele edeceğim. Ta ki gözü yaşlı, utanç ve korku içinde bir kadın, erkek, çocuk kalmayana dek’’

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, çıplak aramanın yapılmadığını iddia ederken bir diğer AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan ise “Çıplak arama iddiası varsa belgesini getirsinler” demelerine karşın Ömer Faruk Gergerlioğlu bununla  ilgili birçok belgenin meclis insan hakları komisyonuna verildiğini ve bu işkenceye maruz kalan birçok canlı şahidin olduğunu, bu konuda halen birçok davanın da devam etmekte olduğunu ifade etti.

Gazeteci-Yazar Enver Aysever de ‘’Çıplak aramanın bir insanlık suçu olduğunu, bunu aklamaya çalışmanın suça ortak olmak anlamına geldiğini’’ sosyal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımla takipçilerine duyurdu.


CHP Parti Meclisi üyesi aynı zamanda CHP Kadın Kolları Genel Başkanı 24,25,26. Dönem Ankara Milletvekili Aylin Nazlıkaya, Uşak Emniyet Müdürlüğünde üniversite öğrencisi bayanlara yapılan muamele ile ilgili olarak; ’’Ben o kadınlarla, anneleriyle ve avukatları ile konuştum. Onları dinledikçe insanlık adına utandım. Yaşadıkları travmayı atlatabilmeleri için onlara psikolojik danışmanlık desteği sunmayı teklif ettim. AKP’den gelen açıklama ise yine bildiğiniz gibi’’ dedi ve AKP’li Özlem Zengin’in bu konuda birçok canlı şahidi ve hiçbir belgeyi dikkate almadan ‘’Türkiye de çıplak arama yok ‘’sözlerini eleştirdi.

Türkiye’de özellikle tutuklu  gazeteci ve yazarların haklarını savunmaya çalışan Avukat Çiğdem Koç, müvekkili CHP eski milletvekili Eren Erdemin çıplak aramayla ilgili tepkisini Twitter hesabından şu sözlerle aktardı: ’’Müvekkilim ve sevgili kardeşim Eren Erdem, hapiste geçirdiği 500 gün boyunca bir kere bile gündeme getirmedi ama mağdurların sesine ses katmak için tele1.com.tr de canlı yayında çıplak aramaya maruz kaldığını açıkladı.

 


Çıplak aramaya bir başka tepki de eski TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube yöneticilerinden Mücella Yapıcı’dan geldi. Gerçekgündem.com’un haberinde Mücella Yapıcı, AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in “Çıplak arama yoktur” sözleri sonrası sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla; ‘’Beni 60 yaşımda aşağılayıcı bir şekilde çıplak aramaya maruz bıraktınız’’ diyerek  tepki gösterdi. Gezi Parkı davasında yargılanan Mücella Yapıcı, “Sizde hiç utanma arlanma yok mu? Bir parkı savundum diye beni 60 yaşımda aşağılayıcı bir şekilde çıplak aramaya maruz bıraktınız ve bunu başka kadınlar yaşamasın diye açık açık ifşa etmek zorunda kaldım… Açtığım dava hala devam ediyor… Susun bari…”diyerek tepsini dile getirdi.

AKP’li grup başkan vekillerinin reddettiği, hatta belgesini istediği çıplak arama uygulamasının cezaevi yönetmeliğinde olduğu ortaya çıktı. TR724’ün haberine göre 29 Mart 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 34’üncü maddesinde çıplak aramanın hangi koşulda ve nasıl yapılacağı detaylı bir şekilde anlatılıyor. Görevlinin makul gördüğü, amirin onayı ile yapılacağı belirtilen çıplak aramada, vücut çukurlarına dahi bakılabiliyor. Yönetmeliğe göre çıplak arama gerekli görülmesi durumunda zorla da yapılabiliyor.

Artı Gerçek haber sitesinin paylaştığı habere göre ; Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 34’üncü maddesinin 2’inci bendinde çıplak aramanın hangi koşullarda yapılacağı tarif ediliyor. Çıplak aramanın “makul ve ciddi emarelerin varlığı” ile yapılacağının belirtildiği yönetmelikte, çıplak aramanın nasıl yapılacağı maddeler halinde sıralanıyor.

ÖHD Genel Merkez ve Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu Yöneticisi Avukat Yusuf Çakas, çıplak arama sorununun uzun süredir devam ettiğini söyledi. Önceki yönetmelikte çıplak aramanın çok açık bir şekilde yer almadığını ifade eden Çakas, pandemi başında çıplak aramanın yönetmeliğe konulduğunu aktardı. İktidarın bu yönetmelik ile çıplak aramaya kılıf yarattığını belirten Çakas, “İnsan onuruna bu kadar müdahale eden bir konunun yönetmelikte düzenlenmesi açıkça hukuka aykırıdır” dedi.

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in terörize etmek istediği HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu bir insanlık ayıbı ve insanlık suçu olan, insanları ve muhalifleri ezmek, aşağılamak için kullanılan çıplak arama gibi yöntemlere son verilmesini, bu konuda herkesin üzerine düşen sorumluluğu bir an önce yerine getirmesi gerektiğini ifade etti.

 

Zafer KURT

Basin Açıklaması: Dünya İnsan Hakları Günü

İnsan hakları savunucuları, yürürlüğe girmesinden yetmiş iki yıl sonra dahi İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin hala gerçeklikten çok bir hayal olduğu konusunda hemfikir. Dünyanın her yerinde ihlaller durmaksızın devam etmektedir. Maalesef en gelişmiş ve demokratik ülkeler de buna dâhil. İnsan Hakları İzleme Örgütü 2020 Raporuna göre Avustralya, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri bu ülkelerden birkaçıdır.[1]

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 1. Maddesine göre “Tüm insanlar hür, onur ve haklar bakımından eşit doğar.”[2]

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne göre, tüm insanlar eğitime, sağlık hizmetlerine, ekonomik fırsatlara ve makul bir yaşam standardına erişim hakkına sahiptir. Bu sadece bizlerin geleceği ile ilgili değil, aynı zamanda çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceği ile de ilgilidir. Fakat bu noktada devletlerin, insan hakları örgütlerinin ve insan hakları aktivistlerinin çabaları insan hakları ihlalleri ile mücadele için yeterli olamamaktadır. Tüm paydaşları İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 26. Maddesine odaklanmaya davet ediyoruz.

(1) Herkes eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel aşamalarda ücretsizdir. İlköğretim zorunludur.

(2) Eğitim, insan kişiliğinin tam olarak gelişmesini ve insan haklarına ve temel özgürlüklere saygının güçlendirilmesini amaçlamaktadır. Tüm uluslar, ırklar veya dini gruplar arasında anlayışı, hoşgörüyü ve dostluğu teşvik eder ve barışın sürdürülmesine yönelik Birleşmiş Milletler’ in faaliyetlerini teşvik eder.[3]


İnsanlığın temel sorunu, doğru eğitim eksikliğidir. Eğitim, dünya çapında milyonlarca çocuk için erişilemez bir hak olmaya devam ediyor. 72 milyondan fazla ilkokul çağındaki çocuk okula gidemiyor ve 759 milyon yetişkin ise okuma yazma bilmiyor. Hem kendi hem de çocuklarının yaşam koşullarını iyileştirmek için gerekli bilince sahip değiller.[4] Durum böyleyken bu sayı Covid-19 salgınının etkisi nedeniyle yükselişe geçti. Hali hazırda dünya çapında en az 463 milyon çocuk, COVID-19 a bağlı olarak uzaktan eğitime erişememektedir.[5]

Eğitimi bu denli önemli kılan özellik, toplumdaki kötülükleri ortadan kaldırmamıza ve iyi düşünceler ortaya koymamıza yardımcı olmasıdır. Dünyanın farklı yerlerinde eğitim risk altında ve bizler tüm paydaşların ve kamuoyunun dikkatini bu yöne çekmek istiyoruz. Bu riskler okullara saldırılar yapılması, okulların bombalanmasından, öğrenci ve öğretmenlerin öldürülmesine kadar uzanıyor. Silahlı grupların kışkırttığı tecavüz ve cinsel şiddet, keyfi tutuklamalar ve zorla askere alma da meydana geliyor. Eğitime yönelik saldırılar öğrencilere ve öğretmenlere zarar verir, ancak aynı zamanda hem kısa hem de uzun vadede toplulukları etkiler.

Bunlardan Sadece birkaç örnek verecek olursak;

  • Nijerya: Kuzeydoğu ‘da dokuz yılda 611 öğretmen öldürüldü, 910 okul yıkıldı.[6]
  • Son beş yılda eğitime yönelik saldırılarda 22.000’den fazla öğrenci ve öğretmen yaralandı veya öldürüldü.[7]
  • Amerika: 2009’dan bu yana, ABD’deki okulların en az 177’si silahlı saldırıya uğradı.[8] Saldırganlar 110 öğrenci ve öğretmeni öldürdü, 246 kişi ise yaralandı.[9]
  • Mevcut verilere göre 2015 ve 2019 yılları arasında 93 ülkede eğitime yönelik en az bir saldırı yaşandı, bu sayı 2013-2017 raporlama dönemine göre 19 ülke daha fazla.[10]
  • Yine bir diğer örnek; Yemen ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti. Her ülkedeki okullara 1.500 saldırı düzenlendi ve bu ülkelerde eğitim özellikle ağır etkilendi. Afganistan, Filistin ve Suriye’nin tümü eğitime yönelik 500 saldırıya uğradı.[11]
  • Ukrayna: 2014’ün başlarında çatışmanın başlamasından bu yana, çatışmaların bir sonucu olarak temas hattının her iki tarafındaki 750’den fazla eğitim tesisi hasar gördü veya yok edildi.[12]
  • Türkiye’de: Eğitim Sendikası’nın (Eğitim-Sen) verilerine göre hükümet 41.005 eğitimciyi işten attı.[13] Ayrıca 56.000’den fazla öğrencinin yükseköğretime kayıtlı olduğu 16 özel üniversite kapatıldı. Öğrencilerin eğitim hakkı ihlal edildi. Bu kurumlarda çalışan 2.465’i akademisyen olmak üzere 5.342 kişi işini kaybetti.[14]

Çocuklar ve gençler, yaratıcı istatistikleri ve kaçamak sözcük dağarcığı ile verilen sözleri gerçeğe dönüştürmedeki başarısızlıklarını gizleyen küresel bürokrasilerin sessiz kurbanlarıdır.

Tüm bunlar devam ediyorken eğitimi ücretsiz ve zorunlu hale getiren yasalar dikkate alınmıyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki insanlar, bir çocuğu okulda tutmak için yıllık gelirlerinin üçte birini ödemek zorunda kalıyor. Daha da kötüsü, çocuklar okulda bile ilkokul masraflarını karşılayabilmek için çalışmak zorunda kalmakta.[15]

Broken Chalk olarak, toplum bireyleri ve basın mensupları ile ulusal ve uluslararası yargı yoluyla eğitim haklarını talep etmeye devam edeceğiz. Hükümetlerin, paydaşların, sivil toplum kuruluşlarının ve insan hakları aktivistlerinin dikkatini bu yöne çekmek istiyoruz. Aktivistler, eğitimcilerin karşılaştığı insan hakları ihlallerine karşı verdikleri mücadelede eğitimcilerin yanlarındadır.

Bu önemli günün, İnsan Hakları Günü, tüm insanların İnsan Hakları İhlallerine karşı durmasında bir milat olmasını umuyoruz.

Broken Chalk kamuoyuna saygıyla duyurur.

 

Broken Chalk

 

10 Aralık 2020 Dünya İnsan Hakları Günü Basın açıklamasının PDF’si

[1] https://www.hrw.org/sites/default/files/world_report_download/hrw_world_report_2020_0.pdf

[2] https://www.un.org/en/universal-declaration-human-rights/

[3] https://www.un.org/en/universal-declaration-human-rights/

[4] https://www.humanium.org/en/right-to-education/

[5] https://www.unicef.org/press-releases/covid-19-least-third-worlds-schoolchildren-unable-access-remote-learning-during

[6] https://allafrica.com/stories/202009090067.html

[7] https://www.telegraph.co.uk/global-health/science-and-disease/22000-students-teachers-harmed-killed-attacks-education-last/

[8] https://storymaps.arcgis.com/stories/3dbf6b680fc84036a3503159a96d50f2

[9] https://edition.cnn.com/interactive/2019/07/us/ten-years-of-school-shootings-trnd/

[10] https://www.telegraph.co.uk/global-health/science-and-disease/22000-students-teachers-harmed-killed-attacks-education-last/

[11] https://www.telegraph.co.uk/global-health/science-and-disease/22000-students-teachers-harmed-killed-attacks-education-last/

[12] https://www.unicef.org/press-releases/attacks-schools-quadruple-conflict-hit-eastern-ukraine-unicef

[13] https://stockholmcf.org/turkish-teacher-not-assigned-over-his-alleged-links-to-gulen-movement-killed-in-workplace-accident/

[14] https://stockholmcf.org/turkey-celebrates-teachers-day-as-tens-of-thousands-of-dismissed-teachers-jobless-or-in-prisons/

[15] http://www.katarinatomasevski.com/

Almanya’dan Mağdur Eğitimci Mustafa Kaşka’ya Beklenmedik Deport Kararı!

Türkiye’de haksızlığa uğrayan Eğitimci Mustafa Kaşka Adalet için İltica ettiği Almanya’da hayal kırıklığı yaşıyor. Verilen karar duyanlarda şok etkisi yarattı!

 Eğitimci Mustafa Kaşka’nın Bugüne Değin Yaşadığı Süreç;

Mustafa Kaşka son beş yılda Türkiye’de yaşanan Hukuksuz uygulamaların mağdurlarından birisi. Kendisi Gülen Hareketi ile bağlantılı olduğu gerekçesi ile kapatılan bir eğitim kurumunda idareci iken, yaşanan süreçte görev yaptığı kurumu ve işini kaybeden 10 binlerce mağdur eğitimciden sadece birisi.

Eğitimci Mustafa Kaşka, 2012 yılına kadar İzmir’deki Refik Bey üniversite öğrenci yurdunun müdürlüğünü yapmış ardından çeşitli eğitim kurumlarında eğitimci olarak görev yapmıştı. Geçmişte çalıştığı kurumlar Gülen Hareketi’yle ilişkili olduğu gerekçesiyle 2016 yılında KHK ile kapatıldı. Ardından özel bir okulda sözleşmeli öğretmenlik yapan Kaşka, İzmir Valiliği’nin Şubat 2018’deki görev yaptığı kuruma yaptığı baskı ve talimatlarla tekrar işini kaybetti. Ardından Valiliğin kendisi hakkında oluşturduğu ‘fişleme’ niteliğindeki belgelerle hakkında bir dosya oluşturulmuş, geçmişte yönetici olarak görev yaptığı Gülen Hareketine ait kurumlardan dolayı kendisine ‘Terör Örgütü Yöneticiliği’ suçlamasıyla bir dava açılmıştı. Ardından kendisi hakkında gözaltı kararı alınmıştı.  Adil yargılanma konusuna duyduğu endişeler, işkence ve kötü muamele konularında yaşanabilecek olası insan hakları ihlallerini göz önünde bulundurarak Türk yargısına teslim olmamış. Yaşanan süreci kendisi şöyle anlatmaktadır: “Yöneticilikten yargılananların işkence gördüklerini biliyordum. Bu yüzden saklandım ve Türkiye’den kaçmaya karar verdim. Aylarca yöntem aradım. Bir buçuk yıl saklanmak zorunda kaldım. Sonunda 23 Eylül 2019’da Meriç nehri üzerinden bir mülteci botuyla Yunanistan’a geçtim. Sonra da Almanya’ya gelerek 25 Kasım 2019’da iltica ettim.”

Eğitimcilere Yönelik Baskı Her Geçen Gün Artmıştı.

15 Temmuz 2016 da gerçekleşen başarısız darbe girişimi neticesinde temelde eğitim alanında faaliyet gösteren Gülen Hareketi’ne ve mensuplarına yönelik baskı ve zulümler artarak devam etti. Yaşanan hukuksuzlukları, işkence ve kötü muameleleri Gökhan Açıkkollu örneği özetlemektedir.

 

Gökhan Açıkkollu’ya Ne Olmuştu?

 

 

Gökhan Açıkkollu yaşanan bu süreçte, öğretmenlik yaparken 15 Temmuz 2016 sonrası işini kaybetmiş ardından aynı suçlamalarla gözaltına alınmış gözaltında geçirdiği süreç içerisinde kendisine işkence ve kötü muamelelerde bulunulmuş kronik rahatsızlıklarına rağmen ilaçları düzenli olarak verilmemiş ve ardından gözaltının on üçüncü gününde geçirdiği kalp krizi neticesinde hayatını kaybetmişti. Vefatının ardından ailesinin sürdürdüğü hukuki mücadele neticesinde kendisine haksızlık yapıldığı bizzat adli makamlarca kabul edilmiş göreve iade kararı bile verilmişti.

 

 

 

MİT Tarafından Türkiye’de Kaçırılan Eğitimciler

 

Ve dahası Türkiye’de yaşanan bu süreçte, Türk istihbaratı tarafından bazı eğitimciler ile ilgili kaçırılma vakaları yaşanmış hatta bunlardan bazılarının aylar sonra izine polis bürolarında rastlanırken, bazılarından hala haber alınamamaktadır. Ocak 2016 da Ankara’da kaçırılan ve kendisinden hala haber alınamayan eğitimci Sunay Elmas bunlardan sadece bir tanesidir.

Kaçırılan kişilerden hayatta kalan ve mahkemede başından geçenleri anlatan Gökhan Türkmen; kaçırıldığı dönem ile ilgili kendilerine aylarca işkence yapıldığı ve uydurma suçlamaların altına imza atılmaya zorlandıklarını ve kendilerine ait olmayan ifadelerin altına imza atmak zorunda kaldıklarını bizzat mahkemede anlatmıştı. Yaşanan tüm bu gelişmeler ve daha fazlası Türkiye’de Gülen Hareketi mensupları için güvenlik endişelerinin son derece haklı ve makul olduğunun en sağlam delilleridir. Mustafa Kaşka aynı endişeler ile Türkiye’den ayrılma kararı almıştır.

 

 

 

Kosova’dan Kaçırılan Eğitimciler Ve Haklarında verilen BM  Kararı.

 

29 Mart 2018 tarihinde Kosova’da yaşayan Gülen hareketi mensubu olduğu iddiası ile Türk istihbaratı ve Kosova güvenlik birimlerinin ortak gerçekleştirdiği operasyon ile 6 kişi yasadışı yollarla yakalanıp Türkiye’ye iade edilmişti yakalanan Kişiler önce medyaya servis edilmiş ardından tutuklanarak cezaevine konulmuştu. Ailelerin sürdürdüğü hukuk mücadelesi neticesinde Birleşmiş Milletler konu ile ilgili Türkiye ve Kosova’yı haksız bularak yaşananların insan haklarına aykırı olduğuna hükmetmiştir.

 

BM Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu (WGAD), Kosova’dan illegal yollarla kaçırılan ve Türkiye’ye getirilen 6 Türk vatandaşı hakkında kararını verdi. BM, Türkiye ve Kosova’yı suçlu bularak tazminat ödemeye mahkûm etti. BM, kaçırılanların derhal serbest bırakılmasını Türkiye’den talep ederken maddi ve manevi tazminat ödemesi ve suça bulaşanlar hakkında inceleme başlatmasını istedi.

Almanya’nın Mustafa Kaşka ile ilgili uygulayacağı olası Deport işlemi neticesinde Kosova’dan Türkiye’ye iade edilen kişiler ile aynı mağduriyetleri yaşaması kuvvetle muhtemeldir. Birleşmiş Milletler ‘in vermiş olduğu bu karar Türkiye tarafının yapabileceği haksızlıkları ve hukuksuzlukları öngörülebilir kılmaktadır.

 

Yaşanan Hukuksuz Sürecin Ağır Bilançosundan Bir Kesit

Yaşanan bu hukuksuz süreçten, işlemedikleri suçlardan dolayı birçok eğitimci, Türk hapishanelerinin ağır şartları altında özellikle de pandemi sürecinin hayati riskleri altında yaşamını sürdürmektedir.

 

Bu eğitimcilerden bazıları Halime Gülsu örneğinde olduğu  gibi ilaçların verilmediği ve  tedavileri devam ettirilmediği için farklı sebeplerden dolayı hapishanede hayata veda etmişlerdir. Yaşanan keyfi tutuklamaların neticesinde aileler de ayrıca mağduriyetler yaşamıştır yaşanan mağduriyetler, insan hakları izleme örgütleri, af örgütü ve benzeri kuruluşların raporlarına yansımıştır.

 

Yaşanan bütün bunlar Mustafa Kaşka’nın Türkiye’ye iade edilmemesi için çok önemli gerekçeler teşkil etmektedir.

Deport kararına giden süreç

Mustaf Kaşka’nın anlattıklarına göre; İltica başvurusu esnasında sunduğu kimliğin mülakatı gerçekleştiren raportör tarafından, eski ve yıpranmış olması nedeniyle ‘sahte’  olabileceği ihtimali üzerine; kıriminal incelemeye gönderildiği; yapılan inceleme neticesinde, kimliğin sahte olmadığı fakat fotoğrafın değiştirilmiş olabileceği, incelemeyi yapan birim tarafından belirtilmiştir. İnceleme sonucunun, ilgili raportörün sunmuş olduğu raporda sahte evrak uygulaması olarak yansıtması ve mülakat esnasında yaşanan çevirmen hatalarının ‘ret’ ve ardından ‘deport’ kararına sebep olduğu belirtiliyor.

Siyasi sığınma talebinin reddedilmesi ve deport kararı kendisi ve yakınları başta olmak üzere haberin ulaştığı kişilerde hatta Türkiye’deki bazı medya organlarında bile büyük bir şaşkınlığa yol açtı.

 

Gelinen Son Nokta

Gelinen noktada kendisi Türkiye’ye ilk deport kararı verilmesinin ardından kaldığı mülteci kampından polisler tarafından alınarak, Türkiye uçağına bindirilmiş, fakat uçakta mukavemet göstermesi neticesinde uçaktan polisler tarafından indirilerek gözaltı işlemi uygulanmıştır. Araya avukatların girmesiyle deport kararına itiraz edilmiş fakat itiraz anında reddedilmiş ve mukavemet ettiği gerekçesiyle polislerce gözaltına alınarak hakim karşısına çıkarılmıştır. Hâkim tutuklanmasına karar verdi fakat Türkiye’ye deport edilmesi ile ilgili kararda henüz bir değişiklik yok. Mustafa Kaşka sesinin sosyal medya aracılığı ile ilgili birçok kişiye duyurabilmişse de henüz avukatların olaya dahli dışında bir adım atılmış değil. Avukatların ilk aşamada itirazı ise reddedilmiş durumda. Bu konuda twitter üzerinden; Nacho Sanchez Amor, Rebecca Herms, Kati Piri, Hilde Vautmans, Sergey Lagodinsky. Witold Waszczykowsky. Özlem Alay Demirel. Emanouıl Fragkos . Kris Peeters gibi önemli isimlere ulaşmaya çalışarak yardım çağrısı yapıyor

Kaşka, ilgililerin, kendisi ile ilgili yaşanabilecek olumsuz bir gelişmenin yaşanmaması adına, duruma müdahil olmasını bekliyor.

 

Abdullatif Batman

 

 

Mazlumiyet ve Mahkûmiyetlerin Gölgesinde Öğretmenler Günü

24 Kasım Öğretmenler günü,  Türkiye’de 15 Temmuz 2016 da ki darbe girişiminin ardından ülkede birçok mazlumiyetlere, mahkûmiyetlere, mağduriyetlere neden olduğu ve beraberinde telafisi mümkün olmayan insan hakları ihlallerine yol açtığını hatırlatması bakımından oldukça üzücüdür. 15 Temmuz sonrasında yaşanan hukuksuzluklar, Türkiye’yi demokrasiden, evrensel hukuk normlarından ve insani değerlerden uzaklaştırarak, ülke insanına telafisi mümkün olmayan tramvalar yaşatmıştır.

 

15 Temmuz sonrasında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile “masumiyet karinesi”, “suç ve cezada kanunilik” ve “suçun şahsiliği” gibi hukukun evrensel kaideleri hiçe sayılarak, 150 bine yakın ülke insan hiçbir gerekçe gösterilmeden memuriyetten ihraç edilmiştir.

 

Millî Eğitim Bakanlığı’nda görev yapan yaklaşık 35 bin öğretmen KHK’lar ile masumiyet karinesi ihlal edilerek mesleğinden atılmış. Özel eğitim kurumlarında vazife yapan 20 bin öğretmenin de lisansları iptal edildimiştir.55 bin öğretmenin kamuda ve özel sektörde öğretmen olarak çalışması yasaklanmıştır.

 

Mesleğinden ve çok sevdiği öğrencilerinden mahrum bırakılan her bir öğretmen, Türkiye için kaybedilen çok önemli bir değerdir. Diğer yandan toplumun her kesiminden birçok insana da ciddi dramlar yaşatılmıştır. Bu dram ve mağduriyetler had safhada yaşatılmaya hala devam etmektedir.

KHK mağduru 55 bin öğretmenin herhangi bir işte çalışma hakkı elinden alınırken, beslenme, barınma gibi en temel insani ihtiyaçlarının dahi karşılanmasına engel olunarak bu öğretmenler sivil ölüme terk edilmiştir. Hiçbir tecrübeleri olmaksızın inşaat işlerinde çalışmak mecburiyetinde kalan ve maalesef iş cinayetlerinde hayatını kaybeden öğretmenler KHK’ların bir başka karanlık yönüdür. İntihar eden, inşaatlarda kayıt dışı çalışırken ölen, psikolojik problemler yaşayan, evlilikleri biten, uğradığı zulümden kaçmaya çalışırken Meriç Nehri’nde, Ege Denizi’nde boğulan ve yurtdışından zorla kaçırılan onlarca öğretmenin acısı ise hâlâ yüreğimizde.

 

Broken Chalk olarak 24 Kasım Öğretmenler gününün, mazlumiyet, mağduriyet ve mahkûmiyet yaşayan tüm öğretmenlerin bütün sıkıntılarının sona ereceği, kutsal öğretmenlik mesleğine yeniden başlamaları için bir milat olacağı bir gün olmasını temenni ediyoruz.

 

Eserinin üzerine imzasını atmayan, bir dersle insanın geleceğini etkileyebilen, öğrencilerine anne ve baba şefkatiyle bakan, bir mum timsali kendi erirken öğrencilerine ışık olan tüm fedakar öğretmenlerimizin Öğretmenler gününü kutluyoruz.

Broken Chalk

24Kasım Öğretmenler Günü mesajını pdf olarak indirmek için