TÜRKİYE, YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ KONULARINDA YARGILANDI

Türkiye’deki insan hakları ihlallerini yargılamak için kurulan Turkey Tribunal dördüncü gününde Cenevre’de devam etti.

Turkey Tribunal’inin 4.gününde yargı bağımsızlığı ve adalete erişimle ilgili HDP eski Milletvekili Faysal Sarıyıldız, eski Cumhuriyet Savcısı Hasan Dursun ve eski hakim tanık olarak dinlendi.

 

‘’DÜNYADA SAVAŞ SUÇLARINA MÜDAHALE ETME İRADESİ YOK’’

HDP eski Milletvekili Faysal Yıldız, 2015 yılında Cizre’de yaşanan insanlık dışı suçları anlattı. Şırnak ilinin Cizre ilçesinde yaşanan ve 79 gün süren hendek operasyonlarında insanlık ve savaş suçları işlendiğini ifade eden Sarıyıldız; Cizre’de çoğu kadın ve çocuk 288 kişi öldürüldü. 79 günün ilk 40 günü kesintisiz bir şekilde ve her gün mutlaka iki ya da üç insan öldürüldü. 15 kişi intihar etti. 120 bin insan travma yaşadı. Pek çok kişi halen psikolojik tedavi görüyor. 2015 yılında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar olarak nitelendirilebilecek olaylar yaşandı. Dünyada savaş suçlarına müdahale etme iradesi yok. Bu çok korkunç! diye konuştu.

HDP eski Milletvekili Faysal Yıldız

 

‘’BEN SENİ TUTUKLAMAK ZORUNDAYIM, AKSİ TAKTİRDE BEN TUTUKLANIRIM’’

Eski Cumhuriyet savcısı Hasan Dursun, yargıdaki hukuksuzlukların boyutuna değindi. Dursun; ‘’4 gündür dinlediğimiz ve maalesef Türkiye’nin 100 yıllık tarihinden itibaren günümüze kadar gelen bir hukuksuzluk pratiği var. Bu bugün neden daha çok önemli? Çünkü yapılan hukuksuzluklar daha önceden bu kadar nobranca, bu kadar aleni ve bu kadar göstere göstere yapılmıyordu. Dolayısıyla bugün iktidar bu şekilde bir hukuksuzluk yapmak amacıyla 5 bin tane hakim ve savcıyı atmak zorundaydı. Zira 15 temmuzda bir darbe meydana geldi. Normalde darbe olduğunda darbeyi düşünen askeri birlik kendisine engel olabilecek diğer askerleri pasifize eder. 15 Temmuz ve sonrasında asker eliyle değil yargı eliyle darbe planlaması yapıldı. Bu planlamanın karşısında olabilecek, diğer hakim ve savcıların cesaretini kırabilecek ve ya onların yaptıklarını kayda geçebilecek diğer tüm hakim ve savcının yok edilmesi gerekiyordu. Bunu da Recep Tayyip Erdoğan’ın Allah’ın lütfu olan 15 Temmuz’u ile gerçekleştirdiler.

16 Temmuz sabahı daha darbe devam ediyorken 2745 hakim ve savcıyı açığa alıp aynı gün göz altı kararı verildi. Beni göz altına alan emniyet mensuplarına, sonrasında bu kararı veren savcıya ve tutuklama kararını veren hakime ısrarla hakkımdaki delillerin ne olduğunu sordum. Bana şu itirafı yapmak durumunda kaldılar: ‘’Evet biz seni biliyoruz. Çok çalışkan ve başarılı bir savcısın. Ancak bize isim listesinin olduğu bu belge dışında bir belge verilmedi. Fakat sonrasında çuvallar dolusu belge göndereceklerini vad ettiler. Ben seni tutuklamak zorundayım aksi taktirde ben tutuklanırım.’’

Eski Cumhuriyet Savcısı Hasan Dursun

 

‘’TÜRKİYE’DE DÜŞMAN HUKUKU UYGULAMASI VAR’’

‘’1000’den fazla hakim-savcı halen cezaevinde. Daha fazlası cezaları kesinleştiği için cezaevine girmekle karşı karşıya. Cezaevinde 30 ay kadar tutuklu kaldım. Erdoğan iktidarının düşmanlaştırdığı bir kişinin anayasa tarafından tanımlanan uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan bir hakkı kullanması mümkün değildir. Çünkü onlar insan yerine konulmuyorlar. 5 bin hakim savcı haklarındaki iddianamelerde görevlerini ihmal ettikleriyle ilgili hiçbir delil yok. 15 Temmuz’a geldiğimizde muhalif görülen, ihraç edilecek hakim ve savcılar tespit edilmişti. Tüm adliyelerde Yargıda Birlik Platformuna üye olanlar vatansever diğerlerinin terörist ve vatan haini olduğu algısıyla listeler hazırlandı. 15 Temmuz gecesi hazır olan listelerle gözaltı ve tutuklamalar yapıldı. Hakim ve savcıların siyasi davalarda iradelerinin olmadığını gördüm. 1000 hakim ve savcıyı ilgilendiren karar sadece 1 satırdan oluşuyordu. Gerisi 1000 kişilik bir isim listesiydi. Türkiye’de düşman hukuku uygulaması vardır.’’

‘’BAKIMA MUHTAÇ ÇOCUKLARIMA RAĞMEN TUTUKLANDIM’’

8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılan tanık eski hakim Süleyman Bozoğlu, iki otizimli çocuğunun bakımını yapmak zorunda olmasına rağmen tutuklandı. Soruşturma sırasında ve hapis sürecinde maruz kaldığı hukuka aykırılıklarla ilgili konuşan Bozoğlu şunları söyledi: ‘’15 Temmuz 2016 yılında fiilen görevde değildim. Çocuklarımın eğitim ve tedavileriyle ilgilenmek için bir yıl ücretsiz izne çıktım. 15 Temmuz gecesi Ankara Emniyet müdürlüğüne 900 metre mesafede olan evimde eşim ve çocuklarımla birlikteydim. Bu şu açıdan önemlidir. Ankara emniyet müdürlüğü o gece ciddi çatışmaların olduğu bir yerdir. Haliyle çocuklarım çok korktu ve sabaha kadar annesiyle birlikte onları teskin etmekle uğraştık. Gecenin ilerleyen saatlerinde Ankara başsavcı vekilinin, daha askeri kalkışmaya katılan askerler göz altına alınmadan, 2 anayasa mahkemesi üyesi, onlarca Danıştay ve Yargıtay üyesi, binlerce hakim-savcı hakkında göz altı kararı verildiğine ilişkin açıklaması üzerine bir gariplik olduğunu ben de hissettim. 16 Temmuz sabahı açığa alınanlar ve hakkında göz altı kararı verilen kişiler arasında olduğumu gördüm. 22 Temmuz’da iki avukatımla birlikte savcılığa ifade vermeye gittim. İfade sırasında savcıya elindeki delillerin ne olduğunu sordum. Sadece Ankara başsavcılığının üst yazısı, elinde de hakim-savcı listesinin olduğunu ifade etti. Fakat bu yazı ve listeyi bize göstermedi. Savcıya, yaptığı soruşturmanın usule aykırı olduğunu, hakkımda soruşturma yapma yetkisinin bulunmadığını söyledim. Çünkü kanunda hakimlere ve savcılara soruşturmanın nasıl yapılacağının açık olduğunu, bu şartların soruşturma dosyasında olmadığını, ortada bir suç halinin olmadığını açıkça söyledim. Buna rağmen talimatın gereğini yapmak zorunda olduğunu ifade etti.

Çocuklarımın yüzde 90 oranında bakıma muhtaç olduklarını ve onlarla ilgilenmem gerektiğini söylediğim halde beni tutuklamaya sevk etti.

Eski Hakim Süleyman Bozoğlu

 

DİJİTAL DELİLLER MAHKEME KASASINDA SAKLANDI

Tutuklandıktan sonra 11 ay boyunca hiçbir hakim karşısına çıkmadığını ifade eden Bozoğlu, ‘’Tutuklama incelemeleri dosya üzerinden yapıldı. Avukatımla görüşmem sırasında bile yanımızda bir memur bulunuyordu ve konuştuklarımızı not alıyordu. Avukatıma yazmış olduğum mektuplar idare tarafından okunuyor ve üzerlerine ‘’görüldü’’ mührü vuruluyordu. Bu da etkin savunma hazırlığı yapmamıza engel oldu. İddianamem mahkeme tarafından bana tebliğ edildikten sonra ben mahkemeden dosyadaki tüm delilleri dijital ve kağıt olarak tarafıma gönderilmesini istedim. Fakat mahkeme bu talebimi karşılamadı. Özellikle dijital delillere avukatlarım dahil hiçbir şekilde ulaşamadık. Çünkü dijital deliller dosyada CD olarak değil, mahkemenin kasasında saklanıyormuş.’’ dedi.

 

B. A.

Sapanla Kuş Avı

20 Eylül Pazartesi Türkiye Tribunali’nin işkence ile ilgili oturumunda anlatılanlar ruhumu yordu. İsterim ki hep güzeli konuşalım, ya hayır söyleyip ya susalım. Ancak dilsiz şeytanlardan olmamak için, sırtına dert yüklenecek kelimeler de lazim.

Gökyüzünde kuşları izler misiniz? Ne kadar kalabalık olsa da birbirine çarpmadan uçarlar. İzleyene huzur verir genişlik verir, hatta bazen kanatlanıp uçasımız gelir. Bazı huzuru tadamayanlar izlemek şöyle dursun eline sapanı alır başlar bir bir vurmaya. Latifeleri sukut etmis, idrak mahalleri rahmetin genişliğinden perdelenmişler için zevk, senfonide kendine has bir nota olmak degil, o senfoniyi susturmaktır ya da patırdamaktır artık. Ulvi zevkleri hissedemeyenler icin geriye sufli olanlardan başka çare kalmamıştır. Kılıfını da hazırlar av der, spor der, der der der. Bugün cadı avına soyunanların sapanları uzun menzilli, sayıları ise bir hayli çok. Attıkları taşların kendilerine bir gün geri geleceğini hesap etmeden, koltuklarının geçici ihtişamına kapılmış durumdalar. Kaç perde olursa olsun her tiyatronun ise bir sonu var, alkışla zehirlenmiş olmak bunu degistirmez.

Ve gördük ki;
Polis adını almak, maaşlı bir işkenceci olmayı değiştirmiyor.
Gazetede yazmak, satılık kalemin yalancı mürekkebi olmaya mani değil.
Süperstar misali haber sunmak, sirk sihirbazlığına engel degil.
Yöneten konumuna gelmek, manipulatif bir zalim olmaktan korumuyor.

Ve göreceğiz ki;
Bugün elindeki balyozla tepeye inenler, mutlaka hesap vercek.

Umut hep var. Bu gökyüzü sapancıların, sirk cambazlarının degil. Eger olsaydı, ülkede nasıl terör estigini cümle aleme anlatabilirlerdi. 50 gün kadar önce kendilerine ulaşan, devlet birimlerine yöneltilen suçlamalar karsında birinin temsilen cevap vermesini isteyen mektubu cevaplamaya yüzleri olurdu. Türkiye’de tutturdukları terorist türküsünü her yerde soyleyebilirlerdi. Ne bir cevap, ne de yapılan işkencelereö haksızlığa, hukuksuzluğa, onursuzluklarına karsı; koruyacak bir kılıfları var.

Ancak işkence var, mahkemelerle hınçlarını alamayanlara tutukluları avret mahalleri dahil soyup şiddet uygulamak var, filisitin askıları elektirik şokları, kamera kayıtları ile delilli adam kaçırma operasyonları, hukuksuz haftalarca ciddi şiddete maruz bırakan gözaltıları var. Kadınlara tecavüz haddine ulaşmış vergilerle beslenen boynu tasmalılar var. Güçlü Türkiye diye avaz avaz bağırıp, adam kaçırma seviyesini uluslararası boyuta taşımakla kalmamış; bu konuda raporlara somut delillerle malzeme olmuş; dünyada adam kaçırma operasyonlarında Tükiye’yi birinci sıraya yükseltmiş; devlet perdesi ile legalleşmeye çalışan bir eşkiyalar topluluğu var.

Şu zamanda devletin resmi zorbalık, güç ve mevki zehirlenmesi. Bu dinin mensuplarına ayetler medya ile inmekte. Ayetler arasında ‘Ey iman edenler! Eger fasığın biri size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da sonra yaptığınızdan pişman olursunuz.’ yok. Hz. Ömer zamanındaki gibi de değil işler; Hz. Ömer’in kendi işleri için kullanmadığı devletin mumunu, mumla arıyoruz. Bu hurafeler kitabında zekat zenginlere, ki vergilerle daha zengin olsunlar. Efendimizin üzerinde uyuduğu hasırın itibarına savaş açılmış.

Savaşlarda on kişiye okuma yazma öğretenin serbest bırakılması da yok bu dinde, öğretmenler hapiste. Belki tek taraflı açılmış bir savaş var, kalem kılıçtan keskin ya bu yüzden aydınlar yazarlar hapiste. İyilikte yarışınız sözüne rağbet eden, 80 yaşında bazlama yapıp burs veren teyzem bugün silahlı terör örgütü üyesi yaftasıyla hapiste. ‘Bin mütedeyyin ve cehennem hapsini her vakit tahattur eden adamların idare ve inzibati, on namazsız ve itikadsız, yalnız dünyevî hapsi düşünen ve haram helâl bilmeyen ve kısmen serserilige alışan adamlardan daha kolay olduğu, çok tecrübelerle görülmüs.’ satırlarını okuyup, mutlak görenin yaratıcı olduğunu hatırlamak için bir araya gelenler hapiste.

Sapancılar aldanmasın. Bugün bağımsız halk mahkemesinde dahi söz söylemeye güç yetiremeyen sapancılar verilen mühlete aldanmasınlar. Sapancıların şakşakçıları aldanmasın, mülk bakarası ilahlari onları, ‘Yüzleri ateşe çevrildiği gün, keske Allah’a itaat etseydik, resulu dinleseydik” diyecekler. Ve ekleyecekler: “Rabbimiz! Biz efendilerimizi ve büyüklerimizi dinledik, onlar da bizi yoldan saptırdılar. Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları ağır bir şekilde lânetle!’ ayetinin müjdesinden alıkoymayacak.

Peki ya kanatlarını ruh semasında çırpan, kalbin ve ruhun derece-i hayatına yükselen özgür kuşlar nerede? “Zındıka ve küfr-ü mutlaka karşı Risale-i Nur’un bir müdafaanamesidir. Ve bu hapsimizde hakiki müdafaanamemiz dahi budur. Çünkü yalnız buna calışıyoruz.” hakikatine, efendimizin “İnsanlar içinde en ağır imtihana çekilenler peygamberlerdir. Sonra sırasıyla (rütbeleri) onları takip edenler, sonra onları takip edenlerdir” hitabına; “Muttaki olanlar icin şüphesiz ki âhiret yurdu daha hayırlıdır” ayetinin müjdesine muhattaplar nerede? Onu tanıyan ve itaat edenler, zindanda dahi olsa bahtiyar olanlar nerede? Onlar neredeyse hapisane duvarlarının engel olamayacağı, gönle inen rahmet yağmurları orada inşallah.

Ümit ve sevgilerimle..

Sevilay Aydoğdu

Resim Linki:https://b2blogger.com/pressroom/195524.html

TÜRK BÜYÜK ELÇİLİĞİNİN MAHKEMEYİ ÖNLEME GİRİSİMLERİ SONUC VERMEDİ

Türkiye’nin 15 Temmuz 2016 Başarısız Darbe Girişimi yargılamalarında işkence uyguladığı iddia edilen Türkiye Halk Mahkemesi Duruşması İsviçre’nin Cenevre şehrinde resmen başladı. Mahkeme öncesi yargıçların Türk diplomatların davaları engelleme girişimlerine karşı kararlı olduğunu açıklaması dikkat çekti.

Türkiye Halk Mahkemesi Duruşması Yargıçları Açıklamalarında şu ifadelere yer verdi;

20 Eylül 2021 Pazartesi günü Cenevre’de, Türk rejiminin insanlığa karşı suç iddialarını soruşturmak üzere bağımsız Turkey Tribunal Mahkemesi’nin açılışı yapıldı. Lansmandan önce, davaları susturmak için bir girişimde bulunan Cenevre’deki Türk daimi misyonu, tedarikçilerimize etkinliği iptal ettirmeleri için diplomatik baskı uyguladı. Turkey Tribunal Mahkemesi, uzmanların raporlarını değerlendirmek ve işkence ve kaçırılma mağdurlarının tanık ifadelerini dinlemek için dünyaca ünlü uluslararası yargıçlar, hukuk uzmanları ve akademisyenleri bir araya getirdi.

Mahkeme, Türk Hükümetinin rejim muhaliflerine sistematik işkence, yurt içinde ve yurt dışında yasadışı insan kaçırma ve insanlığa karşı suçlardan suçlu olup olmadığını araştıracak. Dünyanın dört bir yanından altı bağımsız yargıç, 24 Eylül 2021 Cuma günü delillere dayanarak hükmünü açıklayacak.

Mahkemenin gerçekleşmemesi için yapılan girişimlere yanıt olarak, Türkiye Mahkemesi Başkanı Prof. Dr. Em. Belçika eski Devlet Bakanı Johan Vande Lanotte, şunları söyledi:

from: https://plus.lesoir.be/364203/article/2021-04-01/francoise-tulkens-la-cour-est-une-conscience-qui-sonne-lalarme

“Belçika ve İsviçre’deki hükümetler üzerindeki diplomatik baskı, çalışanlara ve tedarikçilere gözdağı verilmesi ve web sitemize yapılan saldırılar bizi durduramayacak” Vande Lanotte devam etti, ” tam aksine. Mahkemenin nihai görüşünün ne olacağına bağlı olarak, Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne somut davalarla bir şikayet hazırlayacağız.”

Cenevre’deki Türk diplomatik Misyonuna altı raporun kopyaları sunuldu ve yanıt vermesi için altı haftadan fazla süre cevap beklenildi. Türk makamları da Turkey Tribunal Mahkemesine katılmaya davet edilmiş ve her gün sunulan delilleri yanıtlamaları için süre tanınmıştır. Johan Vande Lanotte Mahkemeyi engellemek için getirilen baskıyı açıkladı:

“Belçika Hükümeti, Brüksel’deki Türk temsilciler tarafından, (onursal bir ünvan olan) Devlet Bakanı olduğum için beni acil olarak uyarması için temasa geçti. Açıkçası bu kabul edilmedi. Burada Cenevre’de Türk Büyükelçiliği Mahkeme için bizimle çalışan tedarikçilere ekonomik sonuçları olacağına dair baskı yaptı. Fahri profesör olduğum Ghent Üniversitesi de baskı gördü.”

 

Haber : Fethullah Alabaş

TÜRKİYE İŞKENCEDEN YARGILANDI

TÜRKİYE 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ YARGILAMALARINDA İŞKENCEDEN YARGILANDI

ÖLÜM, TECAVÜZ VE DAYAK …

İsviçre’nin Cenevre şehrinde Türkiye’nin 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi sonrasında yaşanan insan hakları ihlallerini yargılamak üzere sivil toplum önderliğinde kurulan Uluslararası Türkiye Tribünali Mahkemesi’ne Mahkeme arası sonrası tekrar başlandı ve bu kez kürsüye bir başka işkence mağduru Erhan Doğan geldi.

 

 

‘’ ÇIRILÇIPLAK SOYULDUM, COPLARLA DÖVÜLDÜM’’

Erhan Doğan; Gülen hareketine bağlı bir okulda görev yapan tarih öğretmeniydi. Doğan, başarısız darbe girişiminden 10 gün sonra gözaltına alındığını ve darbe girişiminin ardından Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Birimi (TEM) tarafından gözaltı merkezi olarak kullanılan spor salonuna götürüldüğünü söyledi. “İşkence ben geldikten hemen sonra başladı” dedi. “Dövüldüm, çırılçıplak soyuldum ve coplarla dövüldüm” diye ekledi. Doğan, polisin kendisinden en az 10 kişinin ismini vermesini talep ettiğini, aksi takdirde serbest bırakılacağının sözünü verdiğini ve ‘Burada ölebilirsin’ dediler. Burada ölenler var ve kimsenin haberi yok” dediler. “Etrafımda kan izleri gördüğüm bir odaya konuldum” diyerek ölümlerle ilgili söylediklerinin gördükten sonra daha inandırıcı geldiğini sözlerine ekledi.

 

 

‘’LÜTFEN BİZE TECAVÜZ ETMEYİN’’

“Polisler beni başka bir odaya aldı. 10 isim vermemi isteyerek kafamı duvara vurmaya başladılar. Reddettim. Bu işkence 10 gün sürdü” dedi. “Bizi soyarlar, coplarıyla döverlerdi. Bize strappado işkencesi yapacaklardı. Saatlerce o pozisyonda tutuldum. Tüm kemiklerim kırıldı sandım”

“Bizi doktorlara götürdüler. Bir doktor bana iyi olup olmadığımı sordu” diyen Doğan, polisler olduğu için doktorlara yaşadıklarını anlatmasına izin verilmediğini, işkenceyi doktora anlatırsa daha fazla işkence yapmakla tehdit ettiğini de sözlerine ekledi.

Doğan, polisin diğer tutuklularla birlikte tutulduğu yere üç kadını getirdiğini gördüğünü söyledi. “Lütfen bize tecavüz etmeyin” diye yalvaran çığlıklarını duyuyorduk. Polis bana, ‘Emrimize uymazsan karının ve kızının başına bu gelebilir’ dedi. Hala o çığlıkları duyuyorum. Kadınlardan bugüne kadar” dediği sırada Erhan Doğan gözyaşlarına boğuldu ve ifadesine ara vermek zorunda kaldı.

 

 

Yargıç Johann van der Westhuizen, Doğan’a yaşadığı en acı deneyimin hangisi olduğunu sorduğunda Erhan Doğan ; karısına yönelik fiziksel işkence veya tecavüz tehdidi cevabını verdi. ‘’ ‘’O kadınların çığlıklarını unutamıyorum.’’ Dedi.

Mahkeme Başkanı Dr. Françoise Barones Tulkens, Doğan’a dayak ve strappado dışında maruz kaldığı diğer işkence yöntemlerini anlatıp anlatamayacağını sordu. Doğan, polisin kendisini çırılçıplak soyduktan sonra cinsel organına dokunarak taciz ettiğini söyledi. Doğan’ın ardından Türkiye’de avukat ve insan hakları aktivisti olan Eren Keskin, görüntülü görüşme ile uzaktan ifade verdi. Keskin, işkence konusunda en acil sorunun işkenceyi belgelemenin zorluğu olduğunu söyledi. BM işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya ceza özel raportörü tarafından 27 Kasım tarihleri ​​arasında Türkiye’de görev yaptığı bir raporda kanıtlandığı üzere, başarısız darbe girişiminden sonra Türk gözaltı merkezlerinde kötü muamele ve işkence yaygın ve sistematik hale geldi. ve 2 Aralık 2016. Üst düzey yetkililerin kınama eksikliği ve iddiaları soruşturmak yerine örtbas etmeye hazır olmaları, güvenlik güçleri için yaygın bir cezasızlıkla sonuçlandığını belirtti.

 

 

Ankara, Türk din adamı Fethullah Gülen’den ilham alan inanç temelli bir grup olan Gülen hareketini başarısız darbe girişiminin arkasında olmakla suçluyor ve grubu terör örgütü olarak tanımlıyor. Hareket, darbeyle veya herhangi bir terör faaliyetiyle ilgisi olduğunu reddediyor.

Haber : Fethullah Alabas

BROKEN CHALK’TAN GÖRSEL MEDYA EĞİTİMİ

Merkezi Hollanda’da bulunan Broken Chalk İnsan Hakları Derneği tarafından düzenlenen ve beş hafta sürecek olan “Görsel Medya Eğitimi”nin tanitim toplantisi 15 Eylül’de gerçekleştirildi.

Türkiye’de maruz kaldıkları insan hakları ihlallerinden dolayı yurt dışına çıkan ve  gittikleri ülkelerde sığınma talebinde bulunmak zorunda kalan bir grup eğitimci tarafından  2020 yılının Ekim ayında kurulan Broken Chalk İnsan Hakları Derneğince “Görsel Medya Eğitimi” düzenleniyor. Bu eğitim programının tanıtım toplantısı Broken Chalk Görsel Medya sorumlusu Fadıl Ata ve eş başkanı Ramazan İnce’nin moderatörlüğünde çevrimiçi olarak gerçekleştirildi. Tanıtım programında Broken Chalk Derneği’nin faaliyetleri hakkında genel bilgiler verildikten sonra “Görsel Medya Eğitimi”nin içeriği açıklandı.

Broken Chalk Eş Başkanı Ramazan İnce, değişen dünyada bağımsız video yayımcılığının önemini vurgulayarak katılımcıların eğitim programına günlük yaşamlarında mutlaka zaman ayırmaları gerektiğini belirtti.

Görsel Medya Eğitimi’ne Hollanda, Almanya, Norveç, İsveç ve Birleşik Krallıktan 45 kursiyer katılıyor. 5 hafta sürecek eğitim programı çerçevesinde kursiyerlerin video montajlama ve render işlemleri; temel fotoğraf bilgisi ve kompozisyon oluşturma gibi konularda bilgi sahibi olmaları hedefleniyor.

Hafatalar gore program içeriği

Haber Analiz

B.  A.

 

Dag Van De Leraar

Uitnodiging voor: Spreekavond voor de gevluchte leraren
“Er zijn maar weinig mensen die de macht hebben om de jeugd van tegenwoordig op te voeden. Je doet het best goed!”
Broken Chalk* organiseert een avond om getuige te zijn van de verhalen van de gevluchte leraren naar Nederland. Luister en praat mee met de hartverscheurende verhalen van deze vluchtelingen. Wij nodigen iedereen uit om deze moedige mensen hart onder de riem te steken.

Datum: 9 Oktober 2021
Locataie: Sara Burgerhartstraat 1, 1055 KV Amsterdam
Tijd: 19:00 – 21:00

Van harte gefeliciteerd met de  DAG VAN DE LERAAR!

5 oktober is vanaf 1994 door de United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization (Unesco) uitgeroepen tot ‘Dag van de leraar’. Dit is een bijzondere dag, namelijk een dag waar alle leraren en docenten over de hele wereld in het zonnetje worden gezet.

    Please check any of the messenger app

    Do you want to be informed of our activities with an email?

    [md-form spacing="tight"]
    [md-text label="Name"]

    [/md-text]
    [md-text label="Phone Number"]

    [/md-text]
    [md-text label="Your Email "]

    [/md-text]

    [md-submit]

    [/md-submit]
    [/md-form]

    *Broken Chalk werkt met meer dan 100 vrijwilligers. De stichting heeft als nummer 1 prioriteit de rechtenschendingen op het gebied van Onderwijs.

    TRAFFICKING IN PERSONS THROUGH EDUCATION REPORT

    Secretary of State Blinken issued the 2021 Trafficking in Persons (TiP) Report on July 1, an annual publication that documents government efforts to combat human trafficking in 188 nations and territories, including the United States. The TiP Report rates such efforts, including the US government’s, against minimal requirements that track the Palermo Protocol’s “3Ps”: prosecution of traffickers, protection of trafficking victims, and prevention of human trafficking.

    “Human Trafficking in the Context of a Global Pandemic” is the theme of this year’s TiP Report. The Report examines how the epidemic increased the number of persons vulnerable to human trafficking and disrupted existing and planned anti-trafficking efforts in its introductory section.
    The study cautions for the first time against the risks of systemic racism and recognizes the continuation of discriminatory policies.
    After spending three years on the Tier 2 monitoring list, the 2021 report downgrades guinea-bissau and Malaysia to a Tier 3, which is the lowest level. As Reuters has observed, the downgrading of Malaysia follows on from a range of law groups and United States officials complaining about the abuse of migrant labor in plantations and industry. the Government of Afghanistan, China, Cuba, Eritrea, Iran, Russia, South Sudan, Syria, Turkmenistan North Korea dictatorship and the government of
    From international organizations to local NGOs, governments, and survivor leaders, the report highlights examples of leadership, resilience, and adaptability in the anti-trafficking community.
    Despite the fact that the international community made progress in combating the epidemic, the impact on survivors and casualties remain a major source of worry.
    The report makes it clear that children and their right to education have been severly impacted by COVID 19 and resulting security vacuum which was fully expolited by human traffickers. Furthermore, this situation has dramatically increased the number of children who fell prey to child abuse amid Covid Pandemic. Unfortunately, some countries have failed to adopt measures to prevent child abuse. TIP report names fourteen such countries which are not Party to the Protocol to Prevent, Suppress and Punish Trafficking In Persons, Especially Women and Children.
    As a result of increased online activity and usage of social media, new patterns of exploitation have evolved. There is evidence that this resulted in an upsurge in online trafficking. Online pornography, particularly child sexual exploitation materials, is in high demand. There are also reports that human traffickers are increasingly using cameras and live-streaming child sexual exploitation. At the height of the pandemic, the FBI issued a press statement advising parents to be more attentive about the prospect of their children being targeted by sexual predators.
    During a pandemic, schools were shuttered, while youngsters spent more time online in circumstances where they were exposed to sexual abuse and trafficking. As some schools supplied computers or comparable devices to impoverished pupils who could not afford them, the number of children online at home increased. Moreover, the devices offered did not, on the whole, come with software to protect youngsters.
    TIP report lists countries according to their TIER rankings which shows how each country addressed the problem of human trafficking. This TIER classification enables us  to compare goverments’ efforts to combat trafficking by years. This classification is quite useful as it offers the readers concrete data over the scale and impact of human trafficking and child abuse  on vulnerable groups such as children and women. To give an example, if a country is in the TIER 2 list, this is the snapsis of the country’s TIER ranking.
    “The Government of X does not fully meet the minimum standards for the elimination of trafficking but is making significant efforts to do so. These efforts included undertaking awareness raising efforts and reaffirming its commitment to enact anti-trafficking legislations. However, the government did not demonstrate overall increasing efforts compared to the previous reporting period. The government did not show evidence of overall progress in prosecuting and punishing trafficking offenders and identifying victims of trafficking. Therefore, X remained on Tier 2 Watch List for the second consecutive year.”
    The report goes on analysing the TIER rankings of the countries in an alphabetical order.  From this point on we will highlight two main issues, child abuse and education, from the each country’s narratives.
    AFGHANISTAN: TIER 3
    Unsurprisingly, Afghanistan finds itself in TIER 3 category. Afghanistan does not completely fulfill and does not make substantial measures to eliminate trafficking, even in view of their influence on its anti trafficking capabilities of the COVID-19 pandemic. The incidents of child abuse in Afghanistan is so appalling that the practise of bacha bazi—a practice in which men exploit boys for social and sexual entertainment takes place in government compounds. Furthermore, children are still recruited and used as soldiers in increasing numbers. Afghan government does not address such abuses sufficently. It even punishes penalize, and abuse many trafficking victims, including punishing sex trafficking victims for “moral crimes” and sexually assaulting victims who attempted to report trafficking crimes to law enforcement officials
    By Fatih OK

    Görsel Medya Eğitimi

    Broken Chalk insan hakları ihlallerine karşı mücadelesini arttırarak devam ettiriyor.

    Türkiye ve dünyada gerçekleşen hak ihlallerini daha geniş kitlelere ulaştırmak ve bu ihlallerin önüne daha hızlı geçmek amacıyla sosyal medya hesaplarımızda daha yoğun bir çalışmaya başlıyoruz. Bize bu çalışmalarımızda destek verecek gönüllülerimize temel medya eğitimi vereceğiz.

    Bu eğitimin sonunda gönüllülerimiz

    • video montajı
    • afiş
    • video kapak tasarımı
    • rejili canlı yayın yönetimi
    • youtube içerik üretimi
    • seo

    yapmayı öğrenmiş olacaklar.

    Siz değerli gönüllülerimizi medya ekibimizde görmek için sabırsızlanıyoruz.

    Aşağıdaki formu doldurarak bu proğrama kayıt olabilirsiniz.

      Please check any of the messenger app

      Do you want to be informed of our activities with an email?

      [md-form spacing="tight"]
      [md-text label="Name"]

      [/md-text]
      [md-text label="Age"]

      [/md-text]
      [md-text label="Phone Number"]

      [/md-text]
      [md-text label="Your Email "]

      [/md-text]
      [md-select label="Country of Residency"]

      [/md-select]

      [md-submit]

      [/md-submit]
      [/md-form]

      HOW TO WRITE A PROJECT PROPOSAL FOR EU PROJECTS

      While writing any project proposal the applicant for the project must take two components of the written project proposal into account. They are (1) Research (2) Writing. Writing for Project Proposals to the EU is no different.

      1. Research:

      Ultimately, writing is a summary of information or the process of coming up with new content/ideas based on existing primary / secondary sources. Therefore, even before beginning the process of writing any project proposal an applicant must do in-depth research on various facets of the project, even if the information is in the eyes of the applicant insignificant for the donor or the needs of the project beneficiary. Applicants should remember that the donors in the EU financial institutions will not just provide money without knowing how the money provided by them will be utilized by the applicants. Therefore, they must take time to conduct thorough research on all aspects connected to their proposed project. Details such as the broad idea and scope of the proposed project, precise location of the project (if there will be a special subsidiary office to monitor the project please mention it to the donor), how the project will benefit the community, how much money is needed, what the money will be used for, monitoring use of funds are all information that a donor will look for. In the absence of such information, donors based out of EU intuitions may reject funding for the project altogether.

      Also, applicants must note that the European Union doesn’t have one single financial institution to fund projects. Therefore, please visit the website of multiple EU financial institutions and try to find out whether your project ideas suits the needs of the respective financial institution in the EU. It is also advisable to visit the financial institution’s website so that the research and writing are tailored to the needs of the financial institution. For example, FET in the EU is involved in funding emerging technologies related projects. Sometimes such institutions may also have formed. In that case, applicants must fill up all the details sought for in the form and send them to the respective institutions.

      1. Writing:

      When writing a project proposal applicants must ensure that all the information must be in an orderly fashion. Please ensure that there are proper titles under which points are explained. The applicants must ensure that the researched information must be incorporated during the writing process in a suitable fashion. Applicants must be able to sell their project idea within the opening paragraph of the written proposal to ensure that donors know the gist of the idea. The donors must know the source of information for them to trust that the funds will be used for the intended purpose and that the project is beneficial for the intended community. In addition, the applicant must remember that the donors will seek the details of the organizational structure and the organization so that they have an understanding of the entity that is receiving the money. This must be incorporated in the written proposal alongside other research material such as the broad idea and scope of the proposed project, the precise location of the project, and other details. Applicants must be specific when writing the proposal. Please avoid providing details that are irrelevant to the project and seeking funding for it. E.g. To help laborers build a water tank I will create a fund to pay the laborers. The issue with this sentence is that those laborers may not be a part of the organization.

      Finally, applicants must remember that researched and written material is supposed to be presented to the donors to seek funding for the project from donors. Applicants must ensure that the following is not done. Writing:

      – Vague and unfocused sentences in which donors have clarity on what the project is about

      – Dense academic prose in which everything important is a conclusion. The conclusion should only be a summary of findings from the research and written material.

      – Long sentences, small fonts, and crowded margins. Doing this means that it becomes an eyesore for the donors to focus on the written material.

      Clarity, transparency, and a concise description of projects are what EU financial institutions expect from applicants. Please note that in the absence of these factors projects may be rejected by EU financial bodies.

      For Information on how to write project proposals to EU financial institutions refer to:

      1. https://ied.eu/blog/6-steps-to-a-successful-eu-proposal/.
      2. https://www.med.uio.no/klinmed/forskning/sentre/seraf/aktuelt/aktuelle-saker/2017/presentasjoner-nfr2017/chilidis.pdf.
      3. http://rr-co.eu/horizon2020/writing-competitive-project-proposals/.
      4. http://www.ceriss.eu/files/proposal-writing_final_kiev_GWcom.pdf.
      5. https://www.umc.edu.dz/images/h2020%20BOOK.pdf.

      Written By Aniruddh Rajendran